Bin türlü şey geçiyordu aklından, bin türlü şey geçince aslında hiçbir şey geçmemiş olur, sen o kafanın içini tıklım tıklım zannedersin, bomboştur, o da öyle işte, sanıyordu ki dopdolu.
"Değil mi ya? Ayrı ayrı görevleri olan milyarlarca hücre. Baksanız, her biri ayrı, her biri başka bir iş yapıyor hayatı boyunca, ama hepsinin gördüğü işi bir araya getirip de bakın, aslında tek bir iş var yaptıkları: Hayat!" Gözleri hala Musa'nın gözlerindeydi. Kalın parmaklarını kaldırıp uçlarını birbirine sürttü. "Şu kadarcık şey bunlar Musa bey, durmak dinlenmek bilmeden çalışıyor, koskoca bir hayat yapıyorlar. Ürettikleri o. Ama nasıl ? Nasıl Musa Bey? Ne biliyorlar milyar ayrı işi yaparak aynı işi yapmış olacaklarını? Aralarındaki senkronizasyonu sağlayan ne? Bu armoni ne Musa bey? Bu senfoni ne? Nasıl bir deha bu? Bana aynı sonucu alabilmek için ayrı ayrı işler yapan iki tane aklı başında insan gösterebilir misiniz?"