Bizi kimse anlamıyordu -diye düşüyordum-, sadece biz birbirimizi anlayabiliyorduk. Biz birlikte, sadece biz ikimiz ezelden beri, yani biz bildik bileli mahallenin üzerinde asılı duran uğursuzluğun... nesnelerin, insanların, apartmanların, sokakların içinde çekilmez bir şeyler vardı ve ancak her şeyi bir oyun gibi yeniden yarattığımızda kabullenebilir bir oyun haline geliyordu. Önemli olan bunu oynamayı bilmekti ve bunu sadece ben ve o, biz ikimiz biliyorduk.