Sanırım elde edilmesi zor kadını oynuyordum. Tanrı'ya karşı yani, O'nun bana gelmesini istiyordum. Var olduğunu kanıtlamasını. Ama bu işin böyle olmadığını artık anladım. Kendi hikayelerimiz gibi, inancımızı da kendimiz yaratıyoruz. İnanmak istediğimiz şeye inanıyoruz. Ama bunun için çaba harcamak gerekiyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dışarıda değişen bir şey yoktu. Dünya geçen yılki ve ondan bir yıl önceki dünyaydı yine. Ada dünkü adanın aynısıydı. İşte, yeni bir dünyaya gitmek için istiyorsan, uzay aracına ihtiyacın yok. Bakış açını değiştirmen yeterli.
Öteden beri sevdiğim en ilginç, beni en duygulandıran gerçek hepimizin yıldız tozu olduğudur. Tüm evren içimizde. Bizdeki tüm elementler yıldızlarda da var. Nitrojen, kalsiyum, hidrojen, oksijen, fosfor ve tüm diğer şeyler. Biz de derin boşluktan ve derin zamandan yaratılıp süpernovalar halinde (daha havalı söyleyişiyle, supernovae) şekillendirilmişiz. Elementin kendinden daha basit bir şeye ayrıştırılamayan madde olduğunu elbette biliyorsundur. Elementler kozmozsun temel taşlarıdır.
Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha da çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor.