Bir düşman yoktu karşımızda. Biz büyüdükçe bizimle büyüyen bir hayattı karşımızdaki. Belli ki hep iyi davranmayacaktı. "Onun düşman bellemek o savaşı baştan kaybetmektir, hayatı karşına değil arkana alacaksın," derdi Şakir dede.
Sevmenin imkanlarını kim belirliyordu sahi? Ülkelerin sınırlarını belirleyenler mi? Bize bir doğum belgesi, kimlik verenler mi? Anne babalar, devletler, din büyükleri, belediye reisleri, ekonomi bakanları, merkez bankası başkanları mı? Akıl ve mantık mı? Gelenek görenekler mi? Verdiğimiz sözler, ettiğimiz yeminler, attığımız imzalar mı? Yoksa sadece sevdiklerimizin ta kendisi mi? Bu sorulara yanıt buldum mu? Ne yazık ki soru üzerine soru yükleyerek devam ediyor hayat.