Burcu

Burcu
Zihnim benim krallığımdır.
Reklam
Distopya mı dediniz? Bence bir daha düşünün.
8/10
·320 syf.··
2025 39. kitabı
“Ve biz ayakta duramadık… Demir ökçenin altında ezildik.” Bu kitap bir roman değil sadece; adeta bir uyarı manifestosu. Jack London’un 1900’lerin başında yazdığı Demir Ökçe ilk distopik eser olarak geçiyor ama şaşırtıcı derecede bugünü anlatıyor. Kapitalizmin çelik gibi örgütlendiği, işçi sınıfının ezildiği ve geleceğin karanlık olduğu bir dünyada geçiyor her şey… Tanıdık geldi mi? Ernest Everhard karakteriyle tanışınca içiniz kıpır kıpır oluyor. Onun cesareti, isyanı ve adalet arayışı sanki bugün sokakta görsek arkasından yürümek isteyeceğimiz türden bir figür. Tüm olanları eşi Avis’in gözünden izlemek de anlatımı daha içten ve çarpıcı kılıyor. Demir Ökçe, hem bir aşk hikayesi, hem politik bir isyan çığlığı, hem de insanlığın karanlık geleceğine yazılmış bir ağıt gibi. Bazen umut, bazen umutsuzluk… Ama hep bir sorgulama. ⠀ Bugünün dünyasına bakınca, Jack London’un öngörüsü insanı ürpertiyor. “Bu kitapta anlatılanlar geçmiş mi, yoksa hala yaşadığımız bir gelecek mi?” diye sormadan edemiyorsunuz. Çok güzel bir kitaptı ama Jack London’ın en güzel kitabı mıydı? Hayır. Martin Eden’in yerini tutacak bir kitabı gelir mi bilmiyorum. Okumadıysanız eğer Martin Eden de şiddetle tavsiyedir Demir Ökçe’yi okuyun, sindirin, paylaşın. Çünkü bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir.
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
8/10
·208 syf.··
2025 41. kitabı
“Hikâyeler değişmez ama onları anlama biçimimiz değişebilir.” Irvin Yalom’la Nietzsche Ağladığında kitabı ile tanışmayı umuyordum, kendisi 2025’te 25 kitap listemde olan kitaplardan biri ama bu kitabına kısmetmiş tanışmamız. İyi ki de öyle olmuş; anlatımını, samimiyetini çok sevdim. Yalom, insan ruhunun derinliklerinde yürüyen bir yol arkadaşı gibi… Günübirlik Hayatlar ise onun gerçek hasta öykülerinden ilhamla yazdığı, hem düşündüren hem de kalbe dokunan bir kitap. Terapi odasında geçen sessiz devrimler, küçücük farkındalıklarla değişen hayatlar, kayıplar, kabuller ve bazen de içten bir kahkaha… Her hikayede bir parça kendimizi buluyoruz. Yalom’un sade ama derin anlatımı, psikolojiyi teoriden çıkarıp insani bir deneyime dönüştürüyor. Bu kitap bir terapi değil belki ama bazı şeyleri fark ettiren bir ayna gibi. Bazen bir kelime, bir cümle yeter ya… İşte Yalom’un kaleminden dökülen her satır, böyle bir etkiye sahip. Özellikle insan ilişkilerini sorgulayan, içsel yolculuklara meraklı olan herkese gönülden tavsiye ederim. Okuduktan sonra dünyaya biraz daha anlayışla, biraz daha yumuşak bakmanız mümkün.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
“Bazı sessizlikler, kelimelerden daha gürültülüdür.”
6/10
·120 syf.··
2025 40. kitabı
Bu kitap bir yüzleşme. Ama öyle bir yüzleşme ki, yılların suskunluğunu tek bir gecede kelimelere döküyor. İki eski dostun, belki de artık iki yabancının, 41 yıl sonra yeniden bir araya geldiği o bitmeyen gece… ⠀ Kitap; sadakat, dostluk, ihanet ve zaman üzerine düşünmek için duraklatan cümlelerle dolu. Artık kardeş gibi olmuş iki yakın dostun, ilişkilerini bıçak gibi kesen 41 yıl öncesinin olayı. Kitap maalesef çok yavaş ilerledi benim için. Hep acaba bir olay mı olacak, Henrik Konrad’a ne anlatacak, neler yaşandı diye beklenti içerisinde okudum, sonunda cevaplarımı aldım ama beni içine çekip de akıp gitmedi maalesef, öyle olunca da uzadıkça uzadı. 114 sayfaymış ya, hemen okurum diye düşünmeyin En azından bende öyle olmadı. Aceleye gelmeyecek bir kitap diyebilirim. Tıpkı gerçek hesaplaşmalar gibi… ⠀ Kitapta pek bir olay yok belki ama duygu seli var. “Ben olsam affeder miydim?” sorusunu defalarca sorduran bir ağırlık… Ve ne zaman geçmişe dönseniz, orada sadece hatıralar değil, sorgulanmamış duygular da sizi bekliyor gibi. ⠀ “Mumlar sonuna kadar yanar”… Çünkü bazı sorular, ancak zamanla cevap bulur. Ya da cevapsız kalır ama artık yanıt beklemez.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
Kanser hakkında şunu öğrendim. Size ölümcül bür hastalığı gösterir ve sonra sizi dünyaya, yaşamınıza, onun artık hiç olmadığı kadar çok hissettiğin hazlarına ve tadına geri tükürür. Size hem bir şey verildiğini hem de sizden bir şey alındığını anlarsınız.
Reklam