“Dinle yüreğini, dinle ay ışığını, dinle şu karıncalar kalabalığını, dünya türkümüzle çiçekleniyor, dinle dünyayı, dinle akan suları, dünyadaki cümle yaratığı... Şimdi evrenin bütün yaratıkları ayaktalar...”
“Ben bu karıncaların o küçücük gövdeleriyle bana, bize başkaldıracak kadar ahmaklaşacaklarına inanmıyorum ya, bir karınca bir file baksa, ödü patlar.”
“Ama aralarından kırmızı sakallılar da çıkıyor, sultanım.”
“Umutsuz olmaları iyi. Bizim yapacağımız en birinci iş onların umutlarını öldürmek olacak. İçlerindeki umut tamamen söndüğü gün onların karıncalıkları da bitecektir. Kendilerini filler için, onlara çalışmak için yaratılmış bir hoş yaratıklar sanacaklar.”