“Babam hala çalışma odasında hapisti. Belki de babam gizliden gizliye Batman’di. Bruce Wayne de angutun tekiydi sonuçta. Bu teori birçok şeyi açıklardı.”
Sami Hazinses - Seni Gömmem İmkânsız
Selam, bu hesabımda ilk kitap yorumu ile karşınızdayım. Kitabı övecek miyim, sövecek miyim ( küfür yok :)) birlikte göreceğiz. İlk defa bir kitabı konusuna bakmadan sadece adı hoşuma gittiği için alıp okudum ve en büyük pişmanlığım oldu. Siz, siz olun böyle şeyler yapmayın.
Neyse kitabın konusundan ziyade anlatım tarzını çok basit buldum. Her ne kadar sokak edebiyatı olarak geçse de yine de basit bir dili vardı. Diyaloglar çok sıradandı. Baştan sona kadar sinkaflı küfür okudum aslında. Rahatsız olduğumdan mı hayır kitabı çok sıradanlaştırdığı için hoşlanmadım. Ayrıca sonu da çok saçma bir şekilde bağlandı. 'Ne alaka, ee sonuç' dediğim bir yere gitti olay.
Uzatmadan konusu şu şekilde; baş karakterimizin adı Samet. Kendisi mimar, her kızın hayali olan sevdiğine sadık, hanım köylü (bu tabiri de hiç sevmem neyse) denilen bir tip. Bir de 9 yıldır sevgilisi olan, aynı evde yaşadığı ve artık evlenmek istediği Cansu var. Cansu bir gün Samet'ten nedenini açıklamadan ayrılma kararı alıyor daha doğrusu ilişkiye ufak bir ara veriyor. Bizim Samet'in de o andan itibaren dünyası başına yıkılıyor. Kendini alkole vuruyor. Samet o andan itibaren aşkı sorgulamaya başlıyor. Cansu'dan başka kadın tanımayan, bilmeyen Samet, Cansu'ya olan hırsını, sinirini başka kadınlarla birlikte olarak çıkartıyor. Ama aklı da fikri de hep Cansu'da. (Çok sinirlendim bu noktada ) neyse uzun süren ayrıldığın ardından Cansu bir anda, ansızın, hiç olmadık zamanda Samet'in karşına tekrar çıkıyor. Bakalım bizim Samet Cansu'yu tekrar hayatına alacak mı? Yoksa onu gerçekten unuttuğunu söyleyip yeni hayatına kaldığı yerden devam mı edecek?
Önerir miyim? Bilmiyorum. Size kalmış artık okuyup okumamak.
Okumak isteyene keyifli okumalar