Hiçbir zaman sana ait olmaz, hiçbir yer senin olmaz. Aradığın şey seni aramaz, rüyanda gördüğün rüyasında seni görmez. Başka bir yerde ve başka bir zamanda sana ait bir şeyin olduğunu bilirsin, bu yüzden de geçmişe ait odalar ve günlerden geçip durursun. Ama doğru yerdeysen zaman farklı olur. Doğru zamandaysan yer farklı olur. Tedavisi yok.
Kendinize şimdiki zamanda hazineler yığmayın, orada onları güveler ve pas yer, hırsızlar açıp çalar. Hazinelerinizi, güve ve pasın yemediği, hırsızların ne açtığı ne de çaldığı geçmişe yığın, çünkü hazineniz neredeyse, kalbiniz de orada olacaktır.
Aziz Augustinus İtiraflar'ının on birinci bölümünde, ne de olsa geçmiş artık yok, gelecek ise henüz yok, diyor. Bu henüz'de bir teselli var yine de, gelecek yok ama gelmesi gerekiyor. Peki gelecek de artık yoksa ne yaparız? Henüz olmayan bir gelecek, artık olmayandan ne kadar farklıdır? Bu yoksunluk ne kadar farklıdır? Birincisi vaatle doludur, diğeri -kıyametle.