Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böyle bir dünyaya çocuk getirelemez. Kalıcı duyguları olmayan, olsa olsa kah şu yöne kah bu yöne meyleden geçici hevesleri ve kibirleri olan bu şehvet düşkünü hayvanların soyu sürdürülemez ya da acıları kalıcılaştırılamaz.
Tutkular her zamanki kadar diri kalıyor, ama insan -en sonunda!- varoluşun tuzu biberi olan o gücü elde ediyor -deneyimi yakalama, ışığın altında yavaş yavaş eriyip çevirme gücünü.
Ağaçlar el sallıyor, sağa sola sallanıyorlardı. Sizi selamlıyoruz, diyor gibiydi dünya; kabul ediyoruz; yaratıyoruz. Güzellik diyor gibiydi dünya. Ve sanki baktığı her yerde, evlerde, parmaklıklarda, çitlerin üzerinden uzanan ceylanlarda bunu kanıtlamak istercesine, güzellik aniden zuhur ediyordu. Bir yaprağın hafif bir rüzgarla titreştiğini seyretmek harikulade bir keyifti. Yukarıda gökyüzünde inip çıkan, sağa sola fırlayan, bir içeri bir dışarı savrulan, daireler çizen, ama sanki bir lastikle tutturulmuş gibi, hiçbir zaman kontrolü yitirmeyen kırlangıçlar; ve yükselip alçalan sinekler; alay eder gibi kah şu yaprağı kah bu yaprağı benekleyen, eşref saatine denk geldiği için saf altınla parıldatan güneş; ve arada sırada çimenlerin saplarında ilahi bir şekilde çıngırdayan bir çın çın sesi - bütün bunlar, dingin ve makul olup, eskiden olduğu gibi sıradan şeylerden yapılmıştı ve şimdi hakikatti. Güzellik, şimdi hakikat oydu. Güzellik her yerdeydi.