Annem bana gül çizmeyi öğretti, dışarıdan içeriye çizilecek, teşekkürler, annem de küçükken güzel resim çizermiş, sonra çizdiğim güllerin yaprakları solmaya başladı, bir bir döküldüler ve ben gül çizmeyi bıraktım, çizdiklerimi anneme göstermeyi de bıraktım çünkü ne söyleyeceğini az çok biliyordum: Çirkin şeylere karşı bu takıntın çocukça. Sadece çocuklar osuruk ya da bok deyince cesur olduklarını zannederler.
Babam öldü, annemin de içimde öldüğünü sanmıştım, şimdi onu neden diriltmek istiyordum ki, istediğim bu muydu gerçekten? Ne zaman mutlu olmak istesem annemle babamı unutmam gerekti. Kaburgalarımın altındaki kalbimden sakinleşmesini istemem gerekiyordu - böyle burkulma yüreğim!
Kendimi dünyada yapayalnız mı hissediyorum? Hayır. Onların sandığı ya da hayal ettiği şekilde değil, ben kendimi dünyada her zaman yalnız hissetmişimdir. Bu benim fabrika ayarım.