Okumak bir çamur deryasına dalmak gibiydi. Saatlerce onun içine batmış halde kalıyordum; bedenim pörsüyor, balçıklı su gözeneklerimden içeri sızıyordu. Ansızın her şeyin bir anlam kazandığını, bedenlendiğini düşünüyordum ve etim can sıkıntısına dönüşüyordu. Bir kitap hoşuma gidiyor mu gitmiyor mu, bilmiyordum.
Bir aileden bir yazar çıkarsa, o aile bitmiş demektir.
Aslında aileye bir şey olmaz, ezelden beridir böyledir bu. Oysa annesini, babasını ve kardeşlerini öldürmeye çabalarken, yazar kendi makus kaderiyle yüzleşip onları yeniden kanlı canlı karşısında bulacaktır.
Geçmişle bugünün, ölüm ile yaşamın örümcek ağı misali birbirine dolandığı bir roman...
Bir Nehir Değil romanında, konu kesinlikle bir nehir değil. Selva Almada'nın kalemi değişik, okurken merakınızı cezbettiriyor, ne olacak diyorsunuz. Biraz karışık, diyaloglar iç içe, geçmiş ile bugün karışıyor. Hatta ölüler ile yaşayanlar bile karışıyor okurken. Kim ölü, kim yaşıyor, aslında yaşayan ölüler mi okuyoruz yoksa ölü olup yaşamaya devam edenleri mi?
Kitabın konusuna gelecek olursak; ormanlık alandaki bir nehir kıyısına iki erkek ve bir delikanlının (Enero, El Negro ve Tilo) kampa gelip, balık avlamak istemesi ile kitap başlıyor. Büyük bir vatoz yakalıyorlar ve vatozu ağaca asıyorlar. Sonrasında bu vatozu gören o civarda yaşayan biri (Aguirre) kitaba dahil oluyor. Yavaş yavaş kitaba Aguirre'nin kız kardeşi Siomara, Siomara'nın kızları Lucy ve Mariela dahil oluyor ve tabi ki Enero ve El Negro'nun yakın arkadaşları ve Tilo'nun babası Eusebio. Eusebio, yıllar önce nehirde boğularak ölmüş, Tilo henüz altı yaşlarındayken. Neden öldüğünü kitabın sonuna kadar tam olarak öğrenemiyoruz. Siomara ve kızlarının durumu da kitabın yarısından sonra çözülmeye başlıyor.
Kitapta; iç hesaplaşmalar, insanların yozlaşmışlıkları, duygusal çöküntüler, sıradanlaşmış şiddet, yok yere heba olan hayatlar yarım cümlelerle, derin sessizlikliklerle anlatılmış. Büyülü gerçeklik gibi yazılmış bu eserde yalın cümleler ardına farklı anlatımlar saklanmış. İdil Dündar'ın İspanyolca'dan dilimize kazandırdığı eser ayrıca 2024 Uluslararası Booker finalisteleri arasına girmiş. Değişik bir kitap, hala kitabın anlatımını düşünüyorum :) Sevip sevmediğim konusunda bile kararsız kaldım. :) Farklılık iyidir derseniz okunası ama herkese tavsiye etmem.