Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat kendini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önceden hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir hayat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna kendini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.
Acının aksine sağlık diyalektik değildir. Sağlığı en yüce değer haline getirmiş olan palyatif toplum aynının cehenneminde hapistir. Dönüşümün diyalektik gücünden yoksundur.
Acı günümüzde estetik hayal gücünden tamamen kopmuştur. Dilini yitirmiş olarak tıp tekniğinin konusu halinde gelmiştir. Ağrı kesiciler anlatımın, hayal gücünün önüne geçer ve onları uyutur. Tıbbi destekli sürekli anestezi ruhsal körelmeye yol açar. Acı bir anlatım başla tamadan engellenir. Palyatif toplumda acı artık insanı denize götürecek, teknesini yüzdürebileceği bir akıntı, bir anlatım akıntısı değil bir çıkmazdır.