Burak

Burak
@brkcskn
Biraz yolumuz var.
Puan vermedi
Türkçe'ye "Feminizmin Dolandırıcılığı" diye çevrilecek eser. Karl Marx'ın öğrencisi olan Ernest Bax, avukatlık mesleğini icra ederken, mevcut hukuk kurallarının gittikçe kadınların lehine ve erkeklerin aleyhine düzenlendiğini ve yorumlandığını gözlemlemiş ve bu duruma kafa yormaya başladığı eseri. Ek olarak, feminist hareketi erkek karşıtı, kadına eşitlikten öte ayrıcalıklar vermeyi amaçlayan, seksist ve işçi sınıfı içinde sınıf ayrımcılığını körükleyen bir hareket olarak değerlendirmiş. Bax'ın aynı zamanda, feminizmin karşısında saf tutan bir sosyalist olması da enteresan bir detaydır. Hukuk Teorisyeni olan John Stuart Mill'in "The Subjection Of Women" makalesine gönderme yaparak şu cevabı vermesi, yazarın ilginç bir figür olduğunu epey gösteriyor: "İngilizce konuşan ülkelerin örnek verilebileceği modern kapitalizmin en gelişmiş hali, maksat ve niyet bakımından, erkekleri yasal olarak kadınların ökçelerinin altına almıştır. Cinsiyetler arası ilişkiler çapında dikkate alındığında, eğer hedef cinsiyet eşitliği olacaksa, sosyalizmin görevi erkekleri bu pozisyondan kurtarmaktır. Bu tür bir eşitliğe giden yoldaki ilk adım, zorunlu olarak, modern dünyada kadın ayrıcalıklarının lağvedilmesine bağlıdır."
Hukuk
The Fraud of FeminismErnest Belfort Bax · Create Space Independent Publishing · 20160 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Kendi kendinden kurtulmak için yapıyorsun bunu: Kendini seyretmek, kendini teraziye vurmak için: Bu senin en sevdiğin yöntem. Kendine baktığın zaman, baktığın 'sen'in sen olmadığını, aslında bu senin zaten var olmadığını tasarlıyorsun. Evet, aslında senin istediğin bu: bir hiç olmak, daha doğrusu, hiçbir şey olmamak."
Başkalarına kötülük ederek kendinden öç almak. İşte bu; çünkü insanın gücü kendine yetmiyor.
Mathieu onu omuzlarından yakalayarak kendine doğru çekti: “Geçmiş günleri mi özlüyorsun?” Marcelle kuru bir sesle, “Hayır,” dedi. “O günleri değil. Yalnızca o günlerde hayalini kurduğum yaşamı özlüyorum.”
Tolstoy şöyle diyor: "Seni satanlar kolunu da kırarlar, belki affedersin ama artık kucaklayamazsın."