BERKEM AYDIN

BERKEM AYDIN
@brkmaydn
Bu yüzden şimdiden kendinin içindeki bu ufacık yerde inzivaya çekilmeyi unutma, hiçbir şey dikkatini dağıtmasın, sabırsızlanma, işlerini özgürce yürüt ve her şeyi bir adam, bir insan, bir yurttaş, ölümlü bir canlı olarak gör. Fakat elinin altındaki ilkelere şu ikisini de ekle: Birincisi, şeyler ruha temas etmez, daima onun dışında ve hareketsizdirler; bütün kaygılarımız içimizdeki düşünceden doğar. İkincisiyse gördüğün hemen hemen her şey kısa sürede değişecek, hatta artık var olmayacak. Böyle ne kadar çok değişikliğe bizzat şahit olduğunu hiç aklından çıkarma. Dünya değişimdir, yaşamsa kanaat.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam
İnsanlar kır evlerinde, deniz kenarlarında ve dağlarda inzivaya çekilecek yer arar; sen de buna şiddetli bir özlem duyuyorsun. Fakat bu özlem çok cahilcedir. Eğer inzivaya çekilme isteği duyuyorsan, gayet mümkün ve basittir bu: İnsan dilediği zaman kendi içinde inzivaya çekilebilir. Üstelik insan inzivaya çekilmek için kendi içinden, kendi ruhundan daha huzurlu, daha sakin hiçbir yer bulamaz, özellikle de kendinde inzivaya çekildiğinde ona huzur verecek şeylere sahipse. Huzur dediğim zarif bir düzendir aslında. Kendini sürekli böyle bir inzivaya çekilmeye ver ve kendini yenile: Ancak önermelerin çok kısa ve özlü olsun ki, tüm acılar bir anda silinsin ve oradan hiç yıpranmadan dönebilesin.
Sayfa 29·Kitabı okudu

BERKEM AYDIN

, bir kitap okudu
Puan vermedi·88 syf.·
Beğendi
·
30 saatte okudu
·
2023 32. kitabı
Marcus Aurelius
8.7/10 · 3.775 okunma
"Yaptığın her işte doğruluk ve iyilikle ilerlemeye niyetli olduğun halde başaramadığında üzülme. Öfkeye kapılma, kendine güvenini yitirme. Her şeye yeniden başla.Eylemlerinin her koşulda insana yaraşır şekilde olması mutlu etsin seni..."
Mutlu olmayı seçen akıllı bir insan, çözümü mümkün olmayan bir problemi yaşam amacı haline dönüştürmez. O problemi ille de çözmek zorunda olduğu kibrine saplanıp kalmaz. Bazen zorlamak, çekiştirmek ya da ille de üzerinde durup çareler aramak daha büyük bir çözümsüzlük ve çıkmazlar yaratır. Tıpkı batakta çırpınmak gibi... Mücadele ettikçe daha da derin bir çamura gömülüp gider insan. Bataklıkta çırpınmak kibirdir. Bataklığa meydan okumak da kibirdir. Bunun yerine bataklığın etrafindan dolanıp yola devam etmek, en basit ama en etkili, en doğru ve en yapıcı seçim olur. Mümkün olmayanın üzerinde durmak ya da mümkün olmayanı çekiştirip durmak mutsuzluğa, umutsuzluğa ve yıkıma giderek yaklaşmaktır bir yerde.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Reklam