Geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekanın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti. Kültürün giyimle atbaşı gittiğine, üniversite eğitimiyle derin bilginin aynı şeyler olduğuna inanarak nasıl da kendini kandırmıştı.
Yüzdeki katı ifade, gözlerdeki sert bakışlar gitti, güzellik ve bilginin birleşimi olan bir zihinden ışıyan, ıslah ve terbiye olup yumuşamış, arınıp temizlenip incelmiş bir surat geldi yerine.
- Ne yaptın da aşık ettin beni kendine ?
- Bilmem, sadece sevdim seni. O kadar çok sevdim ki bırak senin gibi capcanlı bir kadının kalbini, taşı bile eritmeye yeterdi aşkım.