Toplum sizi onaylamaya başladığı an, vasatın sınırına inmişsiniz demektir. Ve cehennemin en korkunç yeri, sanıldığı gibi en dibi değil, en kalabalık yeridir: Allahın cezası orta sınıf!
On altı yaşındayken gencecik bir anneye öldürmekten başka varoluş imkanı bırakmayan ölümlü zalimlerin neşe içinde alışveriş yapmalarına, çocuklarını ve şekersiz filtre kahvelerini sevmelerine ve ölmekten korkmalarına yeterince katlanabilirsem, Peteri bulup ondaki cevheri nüfuzuma geçirebilirim.
Ve işte ben annemi bu yüzden seviyorum. Dünyada, ölmek üzereyken bulduğu on dört buçuk yasindaki bir kız çocuğunu, parçalanmış yüzünden itibaren adeta adeta baştan yarattığı yetmiyormuş gibi, kahpe bir cinayetle öldürülen kocasının ölümsüz efsanesinden aldığı güce de dayanarak, cemaatten hiç kimseye hesap vermeden, aynı çocuğu on altı yaşına kadar büyüten ve bunun için varını yoğunu harcayan başka hiçbir Ermeni kadını, zencilerin ontolojik neşesiyle Dostyoevski tarzı varoluşçu keder arasında bir irtibat kuramaz...