1000Kitap Logosu
Resim
Onur Ünlü (Ah Muhsin Ünlü)

Onur Ünlü (Ah Muhsin Ünlü)

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.3
1.382 Kişi
5,1bin
Okunma
1.628
Beğeni
60,1bin
Gösterim
Unvan
Yönetmen, Türk Şair, Yazar
Doğum
İzmit, Türkiye, 1973
Yaşamı
Ah Muhsin Ünlü, 1973 yılında İzmit'te doğdu. Altı yaşından itibaren yirmi üç yıl boyunca öğrenci olarak yaşadı. Öğrencilikle ilişiğinin kesilmesinin ardından fotoroman yönetmenliği, düğün müzisyenliği ve ticarî yazarlık yaptı. 22 Haziran 1993 günü akşamı, saat altıya çeyrek kala başladığı şiir çalışmalarına, 4 Eylül 1998 sabahı on biri yirmi geçe son verdi. Kendisi tekrar şiire başlamak için uygun koşulların oluşmasını ummak istiyor.
84 syf.
·
1 günde
·
3/10 puan
Şiir demeyelim de...
Şimdiye kadar okuduğum hiçbir şiir kitabının incelemesini yapmamıştım. Ama bu kitap için bir şeyler söylemeden edemezdim. Çünkü bu kitabın benim için ayrı bir yeri var artık; bu uygulamada en düşük puan verdiğim kitap... Üç puan verdim, bu da kitaptaki birkaç şiir ve basım için kesilen ağaçların hatrına. Şiirin sadece bir anlam karmaşasından ibaret olduğu, karşıdaki insan ne kadar az anlıyorsa şiirin o kadar etkileyici olduğu anlayışıyla yazılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Aslında ben de okumaya ilk başladığımda, "Acaba ben mi anlamıyorum, bu şiirlerde çok derin mânâlar var da benim zekam bunları idrak etmek için yeterli değil mi?" diye kendime sormadan edemedim. Ama okumaya devam ettikçe sorunun bende olmadığını anladım. Şiirler sanki bir lise öğrencisinin çok sıkıldığı bir derste, aklından geçenleri karaladığı bir defterden alınmış gibi geldi bana. Ya da ilkokul kitaplarındaki etkinliklerde, önümüze bağlantısız kelimeler sunup, "Gördüğünüz kelimlerden anlamlı bir cümle kurun." demişler de kuramamışız gibi... (Bu arada kitabın en güzel yanı yaklaşık yarım saat içinde okunabiliyor olması :) Tüm bunların yanında Onur Ünlü çok başarılı bir senarist, yönetmen ve yapımcı. Ama bir şair olarak bana pek hitap ettiğini söyleyemem. Fikrimce şiir okumak isteyen insanlar için bundan önce gelen onlarca kitap var. Daha fazla şey söylemek istemiyorum, çok fazla söylenecek şey olduğunu da sanmıyorum. Keyifli okumalar... Not: Bu arada bu kitaba bu kadar yüksek puanı kim verdi arkadaşlar, bende mi bir sıkıntı var acaba :D Bana karşı olanlar fikirlerini sunabilirler yorumlarda, farklı açılardan bakmış oluruz olaya.
Okuyacaklarıma Ekle
84 syf.
·
1 günde
·
3/10 puan
Deneysellik be kardeşim.. Dadaizm falan işte, anlıyor musun moruk?
YouTube kitap kanalımda uzak durulması gereken ve başkası adına utanabileceğiniz kitaplardan bahsettim: youtu.be/cZco9tl4rBs Eklektik yok oluşların grotesk tinsellikleri Ait olamayış pastoralitesinde Bergman proporsiyonu Transandantal bir ayrıksılaşmanın bayram çikolatası Deniz fenerleri ne kadar da Fenerbahçe Oğuz Aktürk Evet arkadaşlar, gördüğünüz gibi yukarıda asla hiçbir anlamı olmayan ve tamamen kendi yazdığım bir şiirle birlikte artık ben de şair olup edebiyat ortamlarına atılmaya ya da İsveçli bir black metal grubu kurmaya hazırım. Çünkü bu çağda "Deneysellik be kardeşim. Dadaizm falan işte anlıyor musun moruk? Yeraltı, aykırılık... falan..." gibisinden bir düşünceyle anlaşılmazlığı ve kavramsal rastgeleliği yansıtan şiirler yazıyorsanız başarılı olmamanıza da imkan yok bence. Binlerce kişi tarafından okunmuş ve 260 kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızdan deneyselliklerinizi, kavramsal rastgeleliklerinizi ve Google Translate'i eksik etmezseniz ve sonuna kadar da okuma sabrını gösterirseniz sizin için daha verimli bir süreç olacağının sözünü veriyorum. Öncelikle kitabın arka kapağında yazan yazıyla başlayalım: "Gidiyorum Bu, en görmüş geçirmiş okuru bile hayretlere gark edecek nitelikte bir kült kitap." Bu cümleyi gördüğüm anda verdiğim ilk tepki Çocuklar Duymasın dizisindeki Haluk'un dediği "BABABABABA" şeklinde oldu. Yani düşünsenize benim tanıdığım en görmüş geçirmiş okurlardan olan fakat maalesef 2016'da aramızdan ayrılan Umberto Eco, mesela İtalya'daki evinde bir gün Gidiyorum Bu şiir kitabını okur ve birden o İtalyan evinde hayretler gark olur, dünya birkaç dakikalığına güzelleşir, Eco Gülün Adı ve Ortaçağ tarihi kitaplarını yırtıp şair olmaya karar verir falan... Neyse, biz deneysel rastgeleliklerimize devam edelim. Onur Ünlü'nün bu kitabı önce İngilizce yazıp sonra Google Translate ile birlikte Türkçeye çevirdiğini düşünüyorum. Hatta bu tezimi de kitabının içinden şu şiirle desteklemek istiyorum: i.ibb.co/QnC3LgH/ne-anlad-n-... Anlıyor musun dostum? Demode lakırdılar bunlar yeaaa, irrasyonalizm, antikapitalizm ve anlaşılmayan dizelerin harikaymış, yazan kişinin de çok zekiymiş gibi düşünülmesi bunlar moruk. Eğer yukarıdaki şiiri okuduktan sonra aklında herhangi bir düşünce kırıntısı oluşan bir arkadaşımız varsa incelemenin yorumlar sekmesinde sizin de kendi ayrıksı eprimişliklerinizi bekliyor olacağım. İnternet edebiyatçısı olup anlaşılmamazlığı yüceltmeye çalıştığını düşündüğüm Onur Ünlü, belki de koronavirüs sürecinde kapalı olmak zorunda kalan kafelerin ve çayevlerinin kurtarıcısı olabilir. Yani şöyle düşünelim, eskiden Hamdi Alkan Gazman tiplemesiyle suçluları nasıl tokatlamışsa bence Onur Ünlü de koronavirüsün Gazman'ı olabilir. Bunları İncil Çalınmaları ve Türkiye şiirinin sonunda bulunan kısımdan dolayı diyorum. Belki de Onur Ünlü'nün "Yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün. Haydi iç de çay koyayım." ya da aşağıdaki cümlesini okuyan çayevi sahipleri devrimci ruhlarını da yanlarına alıp sıcağa dayanamadığı yönünde söylentiler olan koronavirüsün üzerine sıcak çaylar atarak onun yok olmasına yardımcı olabilirler: i.ibb.co/Ks2pHRZ/koronadan-s... Bir de Çarmıha Geriliş'ten Ayrıntı şiirinden bir örnek vererek incelememi yavaş yavaş sonlandıracağım: "Kızlar bana yaklaşmakda zorluk çekiyorlar. Köfteci de öyle. O da bana yaklaşmakda zorluk çekiyor." Eskiden okullarda okurken "f, s, t, k, ç, ş, h, p” ünsüzlerine "d" ile başlayan bir ek getirildiğinde "d"nin "t"ye dönüştüğünü hatırlıyorsunuzdur. Ama yooook. Bilinçli olarak imla hatası yapmalıyız ki deneysel rastgeleliğimiz ve transandantal şairsi yok oluşlarımız daha çok ön plana çıkabilsin. Hatta Fıstıkçı Şahap da bu şiirleri yazarken bana evinden fıstık getirsin ki, tanzim kuyruklarında fıstık alıp fıstıklı köfte yapmak için boşuna sıra beklemeyeyim. Gördüğünüz gibi benim de yazdığım şeyler yavaş yavaş Onur Ünlüleşi... pardon Ah Muhsin Ünlüleşiyor. BRUH. İnternette rastladığım Murat Menteş ile yaptığı bir röportajında bir de şöyle demiş: "Murat Menteş: Bundan sonra şiirlerini Ah Muhsin Ünlü imzasıyla yayınlamayacak mısın? Ah Muhsin Ünlü: Çok mu önemli? Herif o kadar şahane şiirler yazıyor ki, belki ona bir fırsat daha verilir." Valla adamın kafası Fıstıkçı Şahap'ın verdiği fıstıklarla o kadar güzel olmuş ki, Onur Ünlü'nün bir dahaki şiir kitabı için "kafamız güzel ama nası güzel öyle bir güzel ki" abisiyle birlikte düet yapması gerektiğini düşünüyorum. Hatta eminim ki o adamın dediği şeylerin içeriği, Onur Ünlü'nün demeye çalıştığı şeylerden çok daha anlamlı olacaktır. Peki bu kadar şeye rağmen neden 3 puan verdim? Çünkü içerisinde Resulullahla Benim Aramdaki Farklar adında çok güzel bir şiir var, mesela bence bu harika bir şiir. Çünkü hiçbir kasıntı kelime yok, anlaşılmazlık kasıntısı da yok. İsterseniz bulup okuyabilirsiniz. Bunun dışında "Ben gece korkunca istemediğim kitaplar okuyup anlamadığım annelere saygı duyuyorum." gibi muhteşem cümleleri de barındırıyor içerisinde. Fakat ne zaman ki deneysel rastgeleliklere, dadaistliklere ve aykırılık olaylarına girilmiş, o kadar da başkası adına utanılacak ve şiir sanatı olan poetikanın yanından geçemeyecek ürünler çıkmış ortaya. En büyük dadaistlerden Duchamp, Onur Ünlü ile tanışsa ne tepki verirdi merak ediyorum. Bence bu kitap bir şiir kitabı değil arkadaşlar. Eğer öyle düşünenleriniz varsa bana nedenleriyle birlikte yorumlar sekmesinde yazarsanız sevinirim. Onur Ünlü'nün Aristo sözü olan "Şiir, felsefeye tarihten daha yakındır ve daha değerlidir." cümlesini çok yanlış anladığını düşünüyorum. Ayrıca o kadar eleştirdik fakat vasatı yüceltmek yerine eğer nitelikli şairler tanımak isteyip esas usta kalemlerden şiirler okumak istiyorsanız, ben size en sevdiğim şiir kitaplarından şöyle 10 tanesini önermek istiyorum: 1- Homerosçu İlahiler'den Pindaros'a Arkaik Yunan Şiiri Antolojisi 2- Francesco Petrarca, Canzoniere 3- Aleksandr Puşkin, Seviyordum Sizi 4- Edgar Allan Poe, Kuzgun 5- Behçet Necatigil, Eski Sokak 6- Oruç Aruoba, Hani 7- Cemal Süreya, Sevda Sözleri 8- Didem Madak, Pulbiber Mahallesi 9- Şükrü Erbaş, Yaşıyoruz Sessizce 10- Arkadaş Zekai Özger, Sevdadır + Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası Eğer bu incelemeyi buraya kadar okumuşsanız siz de en başta yazdığım gibi deneysel rastgele şiirlerinizi yorumlara bırakabilirsiniz. Ayrıksı eprimişler olarak kalabilmemiz dileğimle...
Okuyacaklarıma Ekle
84 syf.
·
1 günde
·
1/10 puan
Ben yana yana bu kitabın pdf'ini aradım bir de. Herkes şair olmamalı, herkes kitap yazmamalı. Hani ilkokuldayken günlük tutarız ya şiirler tıpkı öyle. Örneğin; Eve geldim. Kitap okudum. Şiir kurdum. Geldi uykum. Biraz sonra uyuyacağım. -m'ler yarım kafiye. Bugün sokakta yürürken Bütün kızlar bana baktılar. Allah Allah Niye hep bana bakıyorlar ki diye düşündüm? Sonra da bugün meğer Murat'ın gömleğini giymişim. Gerçekten şiir bu mu ya da benim şiir anlayışım mı farklı anlamadım. İlk defa incelemeleri okumadan bir kitabı okumak için heveslendim ve de beklentim oldukça yüksekti. Ama bir daha incelemelere bakmadan kitap okumak mı asla. Ah! Muhsin Ünlü diyerek bitiriyorum.
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.