Derslere katılan tek yerel konu, Orta Asya'dan başlayan şanlı Türk tarihi, Osmanlıların kötülüğü ve cumhuriyetin vaat ettiği parlak geleceği anlatan milliyetçi tarihti. Ne var ki, Atatürk'ün tüm uygarlıkların kökeninde Türklüğün yattığı konusundaki kuramları geri kalan derslerle çelişkiye düşüyordu.
Kemalist okulların kültürü positivist, laik ve milliyetçiydi. Kemalist görüşün esin kaynağı olan Fransa'da olduğu gibi, dersler ezberlemeye dayanıyordu. Tüm ders kitapları devlet tarafından basılıyor, öğretmenler okuyup açıklıyor ve öğrenciler sınavlara girebilmek için ezberliyorlardı.
... Atatürk 1938'de öldüğünde, 17 milyon nüfusun dörtte üçü okur yazar değildi. Kadınları özgürleştirmiş ve eğitilmelerine destek vermişti. Ama ölümünde, on kadından dokuzu okuma yazma bilmiyordu. Atatürk'ün yaptığı iş, düzenli bir eğitim sistemini oturtmak ve öğrettiği kültürü tanımlamaktı.
Özal denetlemek ya da aşırı uçlarını sınırlandırmak için hiçbir yasal altyapı oluşturmadan, ekonomik özgürlük getirdi... yeni Türkiye için etik referanslar sağlamaması, ulusun yapısını zayıflattı. Her zaman Türkiye'de yaşanagelmiş olan yolsuzluklar, Özal dönemi öncesinde genelinde kötülük olarak algılanmıştı. Son yirmi yıl içinde ise az ya da çok bir yaşam biçimi olarak görülmeye başlandı.