Jungseo başkalarını böylesine aşağılayıp, insanlardan bu derece iğrenir duruma düşmüş olmasına üzülüyordu, bu yüzden daha da sinirlenmişti. İşine konsantre olamıyor, işinden zevk alamıyordu. Her şeyden nefret ediyordu.
Çaresizlik. Usanç. Boşluk hissi ve hiçlik… Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır. İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.
Zamanımızın oldukça önemli bölümünü çalışarak, çalışarak tükettiğimiz gücü geri toplayarak veya iş bulmak, işe hazırlanmak ve tutunmak adına gerekli olan binlerce mecburi görevle meşgul olarak harcadığımızı göz önünde bulundurunca, vaktimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu söylemek giderek zorlaşıyor.
Son günlerde bunu çok düşünmeye başladım. Benim varlığım bana güzel, başkalarına değil. Doğrusu kimi zaman ben de kendime iyi gelmiyorum, yine de katlanılmaz biri değilim aslında…