Raylar uzayıp gidiyor, kar yağıyor pamuk, beyaz. Sigaranın nefesi yaktığı, dağıttığı, genişlettiği. Kimsenin gelmeyecek olması. Sigarası bitecek, parmağı nikotin kokacak, bir kahve aranacak, her yer kapalı. Uzakta bir sarı ışık var, yürümeli. Kargalar istasyon pervazlarından havalanacak;gak gaak. Karda yürümeli katır kutur katır kutur. Bir is kokusu var etrafta, yeni mi gitti tren? Yürü, sıcak bir yer için, sıcak bir şey içmek için. Bir sigara daha, aran, paket ezilmiş montun cebinde ellerinin arasında. Gideninkinin de ezilirdi. Gitti. Belirsizliğe. Raylar belirli, gittiği yer ise belirsiz. Sigara dumanı gibi, tren dumanı gibi, karlı havanın sisi gibi. Belirsiz giden, belirsiz giden, giden, be-lir-siz. Yak.
Gördükleri düşleri hatırlayabildikleri halde hayıflananlara veya sevinenlere daima acımışımdır. Onlara göre yaşadıklarını sandıkları gerçek, yaşamadıklarını sandıkları gerçek dışıdır. Oysa, bütün sanılar gerçek değil midir?
Ama pişmandım. Büyük (tutkular ) gülünç geliyorsa, herhangi küçük bir seyi, bir pulu, bir yasemin ağızlığı;hele bir insanı, yitirsem yaşayamayacağımı sanacak denli sevebilseydim. Belli de...