Bir kere de de ki ben sana ne yaptım yani soruyu sorsan inan sana şunları şunları yaptın diye yargılamayacağım hadi bırak bu dalgaları dalga denizde ben karadayım karasal bir iklim burası çok ayazdır toprağı çatlak elin hatta kolunu sokarsın aman oralarda çok pis böcekler vardır yani o yarıklarda ısırırlar sokarlar biteviye bitmez bir girizgah yaşatırlar sen şimdi geldin ya tüm gelmeler sana benzeyecek rüzgardan esen saçların ipek mavi gözlerine gök kadıköy vapuru gibi geleceksin kadıköye vardığım için mutlu ve heyecanlı, dalgası bile neşelidir buranın sonra karaya adımımı atarım ben karası karasal değildir deniz kokar yosun tutmuştur yemyeşil hiç bir fotoğraf makinesi o yeşilin hakkını veremez işte sen geldin ya artık kadıköy sokakları daha anason kokar pastacıları daha şeker kokar akmar pasajı daha küf korkar kitap sayfaları daha sarıdır daha kabarık. sen geldin ya kahveci de oturup bir kahve isteyebilirim. sen geldin mi sahiden sen sen neredesin artık her şey bir rüya kahvem kokmuyor kitaplar ciltli yepyeni, vapur beşiktaşa geri dönüyor tüm dalgalarını yanında götürerek.