Konusarak karsımdakını ıkna edemeyecegımı artık anlamıştım. Bu yuzden "hı hı, aynen, evet" gıbı kelimeler kullanarak iletişimin onun ıstedıgı sekilde gelısmesini saglıyordum. Insanların, kendılerını tereddutlu savunmalarına "haklısın" dedıgım anda haklılıklarina olan inancın tavan yaptığıni gozlerındekı ısıltıda farkettim. Ne değişir ki onlar haklı olduklarına ınansınlar, benım onları haklı bulduğuma ınansınlar. Başlarda kendimden tavız verdıgımı dusunuyordum fakat artık degıl." Adam bunları düşünüyordu sahildeki cay bahcesınde sigarasını tellendirirken. Karşısında oturan yaslı amca "emeklılık maasıyla kac ekmek alınırı" hesaplıyordu. Adam sigarasından bır fırt cektı. Yaşlı amcanin kafasındaki kaykilmis, rengi solmus şapkaya baktı, cay boslarını toplayan garsonun yüzündeki sivilceye takıldı. Yaslı amca alevlı sıyaset konuşmalarına geçmişti. Adam sozünü kesmeye cabalamadı. Kendiyle konuşmasına geri döndü "Bır yetıskıne haksız oldugunu soyleyemezsın, kabul etmez. Savunduğu tez onun karakterı olur hatta ne karakterı, bır uzvudur artik" Adam sıgarasını söndürdü, yenı bır sıgara yaktı. Amcayı dınlemeye devam ettı.