Kaybetmiş olduğum bir şey yoktu ortada. Hiç sahip olmadığım için kaybedemediğim o şeyin yarattığı boşluğu ancak yeterince büyüdüğümde kavrayabilecektim. O zaman da artık her şey için geç olacaktı.
Elbette korkuların sebepleri vardır. İnsan sadece dışarıdan gelecek tehlikelerden değil; içeridekilerden, kendi gizli yaralarından da korkar. Hatta en çok onlardan...
Acımak, başkalarının çektiği azaba bakıp, onların yasını tutarmış gibi yaparak kendi mutluluğuna şükretmektir çünkü. Acımak, kıl payı yırttığın mutsuzluğun diyetini uğursuz, cüretkar bir sadaka gibi dağıtmaktır. İşte bu sadaka, iki damla gözyaşı ya da kimsenin bir işine yaramayacak anlık bir yürek burkuntusu kadardır.