Cemil Meriç: "Her yer karanlık, tünelin ucunda tek bir ışık görünüyor: Hidayet. O da Allah'tan" diyor. Demek ki evvelemirde Allah'a yaklaşacağız. Hidayet isteyeceğiz, takvâ isteyeceğiz, iyilik isteyeceğiz, afiyet isteyeceğiz. Gafletten, günahtan, uzaklıktan, sapkınlıktan O'na sığınacağız.
İnsanlar hata yapacak. Hatasız kul gerçekten olmaz. Ama biz insanların hatalarına odaklanır, birçok güzel özelliği varken hatalarını ele alıp gözümüzde büyütürsek yapayalnız kalmamız kaçınılmaz bir gerçek olur. Bizim beğenmediğimiz bütün o insanlar da bizi beğenmezler. Yüzümüze konuşanlar da olur ama arkamızdan konuşanlar daha çok olur.
Halbuki bize yakışan eskilerin "Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz." sözünü düstur edip ilk önce kendimize bakmak, kendi eksiklerimizi, hatalarımızı, yanlışlarımızı düzeltmeyi, doğrultmayı, kapatmayı dert edinip insanların mümkün olduğunca güzel yönlerini görmeye çalışmaktır.
"Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım"
Nurullah Genç
İnsan sadece beden değildir. İnsanın aklı vardır, kalbi vardır. Bedenin güçleri kadar, bedenin istekleri kadar kal-bin de güçleri ve istekleri vardır. Aklın da güçleri ve istekleri vardır. Özgüven, insanın bedenini ihmal etmeden ancak sadece bedene dönük yaşamadan kalbini ve aklını da gözeterek, güçlendirerek ve muhafaza ederek yaşamasıdır. Yani kendiyle uyum içinde olmasıdır. Yani kalbini ve aklını susturarak kazanılmaz. Yani günahla özgüven olmaz.