Adından da anlaşılacağı gibi merkezine aşkı, sevdayı ve insanın içsel yolculuğunu alan bir eser. Kitap, sadece romantik bir aşkı değil aynı zamanda insanın varoluşsal sancılarını, kalbin derinliklerinde taşıdığı özlemleri ve hayata tutunma biçimlerini de yansıtıyor. Benim okurken hissettiğim en güçlü yan, kitabın duyguları doğrudan ve içten bir şekilde dile getirmesi oldu. Sevda, burada yalnızca bir kişiye yönelen bir duygu değil bazen bir memlekete, bazen bir hayale, bazen de insanın kendi içindeki boşluğa duyduğu özlem olarak karşımıza çıkıyor. Bu da eseri çok katmanlı kılıyor. Okurken yer yer melankoliye kapılıyorsunuz, yer yer de umutlu bir sıcaklık sarıyor. Dili yalın ama duygusu yoğun bu da okuyucuya “ben de böyle hissetmiştim” dedirten bir yakınlık kuruyor.