Dilini sevdim. Akıcı ve yorucu değildi. İşlerin çok hızlı geliştiğini düşünsem de zaten abartılacak bir olay olmaksızın tatlı bir tanışma ve aşk hikayesi okuduk. Böyle kendiliğinden gelişen aşklara bayılıyorum.
Yazarın okuduğum ilk kurgusuydu. Dili akıcı. Üç ayrı bakış açısıyla şimdi ki zamanı kullanarak yazmış. Karışık gelebilir. Sürekli araya başka başka karakterin girmesi ama ben okurken sonra ne olacak diye meraklandım ve daha önce de bu tarz okuduğum için çok sıkmadı. Sadece daha çok diyaloğa yer verilebilirmiş. Bazı betimlemeler çok uzun ve tekrarlanmıştı.
Gelelim kurguya… spoiler dolu olacak!!!
Başından beri Esme’nin otistik olduğunu düşündüm. İçsel dünyası ve bakış açısı daha derindi. sonra sonra onun aykırı bir ergen olduğuna karar verdim. Ama neden akıl hastanesine yatırılsın ki? Ne olabilir diye diye düşünürken son sayfalara kadar merakta bıraktı. Meğer Jamie Dalziel, Esme’ye o dans gecesi tecavüz etmiş ve kız hamile kalmış ve akıl hastanesinde bebeği doğurmuş. Bu kısım o kadar üstü kapalı anlatılıyor ki hiçbir şekilde hamile kaldığını anlamamıştım.
Esme olayı travmatize şokundayken Ailesi bunun bence farkında olarak bunu gizlemek için kızı hastaneye “deli” diye yatırıyor.
Kitty yalnızca kıskanç ve en büyük kötülüğü kardeşine yapıyor. Kendisinin çocuğu olmuyor. Kocasında bi problem var ama orasıda çok üstü kapalı anlatılmış. Hastane Esme’nin bi bebek doğurduğunu haber verince Kitty sadece babasına söyleyip bebeği alıyor. Kendi bebeği gibi büyütüyor ve Esme’den kimseye söz etmiyor.
Esme 61 yıl akıl hastanesinde kalıyor.
İris ise Kitty’nin büyüttüğü oğlanın kızı. Yani torun.
Onun hikayesi de bi karışık; Alex ile ilişkisi, Luke. Uzuyor gidiyor.