Kitap belirli bir olay örgüsü ya da tek bir konu etrafında ilerlemiyor. Yer yer kısa hikayeler, yer yer yazarın düşünceleri ve gözlemleriyle ilerleyen parçalı bir yapı söz konusu. Bu yapısıyla, okuyucuyu düşünmeye iten; bazen iç dünyasında yeni pencereler açan, bazen de yalnızca zihninizde var olup yerini bilmediğiniz bir kapının yerini gösteren bir kitap denebilir.
Kitap, net cevaplar sunmuyor, genelde daha yüzeysel, konuları sonuca bağlamayan bir anlatımı var; hatta zaman zaman anlatımın dağınık olması, insan zihninin karmaşık işleyişini anımsatıyor. Bu durum, kimileri için cazip olabilirken, kesin ve doğrudan cevaplar arayanlar için tatmin edici olmayabilir. Özellikle sorulara cesaretle yaklaşmayan okuyucular için kitabın etkisi sınırlı kalabilir.
Kendi adıma, okurken sık sık kendime sorduğum soruları hatırladığım ve düşünmeye yönlendirildiğim için keyif aldım. Kitabın asıl gücü, okuyucunun da sürece kendi içsel katkısını koyabilmesinde yatıyor. Yazarın sunduğu fikirler, okurla birlikte anlam kazanıyor.
Genel olarak, sorgulamayı seven ve kendi iç sesini duymaya istekli okurlar için tavsiye edilebilecek bir eser. Kafamda sorular var ama onları bile tam soramıyorum, neyi aramam gerektiğini bile bilmiyorum diyenler için etkili bir giriş kitapçığı olabilir.
Ancak tam olarak ne alacağınız, sizin kitaba ne kadar “kendinizden” kattığınıza bağlı.