Kafam sürekli su alan bin tonluk bir kuru yük gemisi. Batsa kurtulacağım ama batmayacağını da adım gibi biliyorum. Sana bu satırları okyanusun ortasından yazıyorum. Seni her türlü hava ve yol koşulunda seviyorum. Son kez hatırlatmakta yarar görüyorum, elbette muradım barışmaktan yana. Ama şu dünyadan kimseyi gerçekten sevmeden geçip gidenlere göre yine de şanslı hissediyorum. Yani diyorum ki, dönmeyeceksen de mühim değil, bu duygu bana yeter, senin canın sağ olsun Osman.
Annesi hiçbir şey demeden ısrarla kapıyı zorlamaya devam ederken Melek banyodan çıktı. "Babam yaşındaki müdür kıçımı elledi" demedi. "Kasada oturmak yasak, o kadar saat ayakta duramam ben." dedi.
Beni ben yapan bir öz var mıydı sahi? Bedenim, sesim, dilim, evim dediğim yer değişmişti ya, başka bir insan mı olmuştum artık ? Oysa olduğum kişiyi ısrarla, onu yok etmeye çalışan her şeye, herkese rağmen yavaş yavaş kabuğundan çıkarmıştım ben.
Oysa bana kalsa ben her şeyi aynı anda olabilirdim. Babam gibi. Yanlış olmadığımı, babama bakarak anlıyordum. Ben onu bu kadar çok sevebiliyorsam, beni de bir gün olduğum gibi seven biri mutlaka çıkardı.