Makam, mevkî, statü veya unvanlarımız her ne olursa olsun; aslında hepimiz vâroluş amacımızı sorgulamıyor muyuz?
Ara ara gelen hüzünler hep aslımıza dönmemiz için bir hatırlatma değil midir? Çünkü insan sadece maddi başarılarla değil, manevi doyumla da anlam bulur.
Hüzün, çoğu zaman ruhun derinliklerinden gelen bir çağrı değil midir? Bizi özümüze, hakikate ve yaratılış gayemize döndürmek için. İçimizde ara ara beliren bu hüzünler, bizi asıl varoluş sebebimizi unutmamamız için birer hatırlatma sadece.
Hz Mevlana'nın da dediği gibi: " Gam, insanı diri tutan rahmet damlalarıdır."
--B