Zihnimizin bir özelliği vardır, eğer ki bir düşünce sonuca ulaşmamışsa ve yarım kalmışsa, zihin durmadan yarım kalanı tamamlamaya çalışır. Çünkü zihnimiz belirsizliği sevmez. Genelde kafaya taktığımız konularda durumun sonu açık kalmıştır; ifade edilmeyen bir duygu vardır ancak bu duygu ifade edilemez durumdadır, cevabı belli olmayan bir sorun vardır ya da içinde tamamlayamadığın bir boşluk, ne yaparsan yap bilemezsin sonucu. Böyle olunca zihin durmadan çalışır yarım kalan konuyu tamamlamak için. Ve sen de durmadan düşünerek zihninin bu şekilde çalışmasını teşvik edersin. Sanki günler ve haftalar boyunca düşünürsen yeni bir sonuç bulacakmışsın gibi, düşündükçe düşünmeye devam edersin, ta ki düşüncelerin karanlık çukuruna düşene dek.
Bir konuyu bir süre düşündükten sonra yeni bir çözüm yolu elde edemiyorsan, şimdilik deneyebileceğin bütün yöntemleri denediğini varsayabiliriz. Ancak işin sorunlu kısmı tam olarak burada başlıyor, birkaç gün düşündükten sonra, tekrar başa sararsın ve farkında olmadan asıl mevzuyla alakalı olmayan bambaşka şeyleri de düşünmeye başlarsın. Örneğin, güzel bir ilişkin olmasını istiyorsun ancak buna rağmen kafana uyan birisiyle karşılaşmadığın için belki de şu an için yalnızsın. Bu konuda yapılabilecek şeyleri çok da uzun olmayan bir zaman içinde düşünebilirsin.
Sonrasında ise, yapacağın şey sadece hayatına devam etmektir. Ancak sen durmadan düşünmeye devam edersin. Neden yalnızım derken, arkadaşlarınla yaşadığın sorunlar aklına gelir, iş hayatındaki problemleri düşünürsün, geçmişteki ilişkilerde yaptığın hatalar gözünün önüne gelir. Aslında bunların hiçbiri belki de senin güncel probleminle ilgili değildir. Ama sen bir kere düşünmeye başlamışsındır ve bunları düşündükçe modun düşer, kendine olan güvenin zayıflar. İşlevsel olan düşünceyle çöp