Kız çocukları olarak çoğumuz iltifatları geçiştirmeyi öğreniriz. Başarılarımız için özür dileriz. Zekâmızı olduğundan daha az göstererek ailemiz ve arkadaşlarımızla ilişkimizi dengede tutmaya çalışırız. Arabayı kullanan olmak isterken yan koltuğa razı geliriz. Bu yüzden pek çoğumuz yetişkinlikte de ışığımızı saklarız. Elimizden gelenin en iyisini dünyaya sunmamızı sağlayacak bütün o tutku ve azimle dolmak yerine eleştirileri susturmak için içimizi boşaltırız.
“Olumsuzluğun bir gücü olduğuna inanıyorum. Eğer evine, zihnine, hayatına sızmasına izin verirsen seni ele geçirir. O olumsuz sözler pencerelere tırmanır, mobilyalarına yerleşir, sonra bir bakmışsın ki tenine işlemişler. Olumsuz bir cümle zehirdir.” Maya Angelou
Peter Walsh, Enough Already! (Bu Kadar Yeter!) adlı kitabında “Evlerimiz eşyalara boğulmuş durumda ve hayatlarımız, eşyaların yerine getiremediği boş vaatlerle çöplüğe dönmüş... İstediğimizi alarak arzuladığımız hayatlara kavuşmayı umuyoruz... (Ama) istediğiniz hayatın peşinden daha fazla eşya alarak koşmak bir çıkmaz sokağa benziyor.”