bu toprak hepimizi içine almaya yeter.
üstüne yavaştan güzel çiçekler ekiyorum artık.
baksana, nasıl da meraklı mantarlar ölümümüze!
bizim çocuklara kuş uçurdum,
"hepsini infaz edelim." dediler,
bu yakında karşılık bulur diye sustum.
ki buldu,
uçurduğum kuşlar birkaç gün içinde kanatlarından vuruldular.
ilk ölümümü gördüm,
ölümümdü evet çünkü kulağıma ezanı o okudu.
yok canım, kuşlardan söz etmiyorum;
dedemi gömdük yani.
zaten toprak hazretleri bir doğuma şahit olanlara bulaşıyormuş,
servilerle toplantı yaparken duydum:
delile yer yok dediler.
o günden beri fizyolojik kökenli olmayan bir yaşlanışa itiliyorum.
şimdi düşünüyorum;
bir sevgiyi beslerken mahveden adamları,
şekere hiç eli dokunmamış çocukları.
bunların hepsi bir ölüm diyorum sonra.
demek ölüm bu kadar yakın.
demek ondan başkası değil;
üstümüze gelen, akın akın.
bunların hepsine tamam,
fakat bu yazdıklarımız ne olacak?
tamam tamam, kurcalamıyorum bunu da.
sonuçta bizde Mısırlıların dini yok;
unutuyorum, affola.