Bazı insanlar vardır; hayatımıza hiç girmemiş olsalar bile kalbimizde çok özel bir yer edinirler. Benim için bu kişi Kim Namjoon. Onu ilk kez lise yıllarında gördüm. Bir arkadaşım bana BTS'i önermişti. Grubun fotoğraflarına bakarken ilk dikkatimi çeken kişi Namjoon oldu. Onu gördüğüm anda içimde tarif edemediğim sıcak bir his oluştu. Sanki uzun zamandır tanıyormuşum gibi geldi. O günden sonra BTS'in şarkılarını dinlemeye, videolarını izlemeye başladım. Zaman geçtikçe Namjoon'a olan hayranlığım daha da büyüdü. Onun sadece müziğini değil, düşüncelerini, konuşmalarını ve insanlara yaklaşımını da sevdim. Bazen söylediği birkaç cümle bile bana güç verdi. Kendimi kötü hissettiğim zamanlarda şarkılarını dinledim, videolarını izledim ve daha iyi hissettim. Farkında olmadan hayatımın önemli bir parçası haline geldi. Onu hiç canlı görmedim. Belki de hiçbir zaman görme şansım olmayacak. İşte bu düşünce bazen beni çok üzüyor. Konser videolarını izlediğimde hem mutlu hem de hüzünlü hissediyorum. Onu sahnede görmek beni sevindiriyor ama aynı zamanda orada olamayacağımı düşünmek gözlerimi dolduruyor. Bazen sessizce ağladığım bile oluyor. İnsanlar bu duyguyu anlamayabilir. Sonuçta hiç tanışmadığım birini bu kadar sevmem garip gelebilir. Ama kalp bazen mantığın açıklayamadığı bağlar kurar. Benim Namjoon'a duyduğum sevgi de böyle bir şey. O, hayatımda hiç karşılaşmadığım halde bana ilham veren, zor zamanlarımda iyi hissetmemi sağlayan ve yüzümde gülümseme oluşturan biri. Belki bir gün onu uzaktan da olsa görme fırsatım olur, belki de olmaz. Ama bildiğim bir şey var: Namjoon'un hayatıma kattığı güzellikler ve bana hissettirdiği duygular her zaman benimle kalacak. Bu yüzden onun yeri kalbimde her zaman çok ayrı olacak.