Bu dünyada cesur olmanın bir sürü yolu var. Bazen cesaret, kendi hayatını senden çok daha büyük bir şey ya da başka biri için feda etmektir. Bazen de daha büyük bir amaç uğruna bildiğin her şeyden, bir zamanlar sevdiğin herkesten vazgeçmektir.
Ama bazen farklıdır.
Cesaret bazen acıya dayanabilmek için dişlerini sıkmak, her güne yeniden başlamak ve daha iyi bir hayata ağır adımlarla ilerlemektir.
İşte şimdi ben de böylesi bir cesarete sarılmalıyım.
"Annem bana gerçek fedakarlığı öğretti. Fedakarlık, başka birinin genetiğine duyduğun iğrentiyle değil, sevgiyle yapılmalı. Fedakarlık, bütün seçenekleri tüketene kadar çabalamaktır. Fedakarlık, güçleri yetmediği için senin gücüne ihtiyaç duyanlar için yapılmalı. İşte bu yüzden o insanları ve hatıralarını feda etmekten seni alıkoymam gerekiyor. Dünyayı senden sonsuza kadar kurtarmam gerekiyor."
Belki haklıdır. İster Büro dışındaki dünyada, ister Büro yerleşkesinde ya da eski deneyimizde, nereye gidersek gidelim belki hep yabancı kalacağız. Her şey değişti ve bu değişim yakın zamanda son bulacakmış gibi görünmüyor.
Ya da belki kendi içimizde istediğimiz yere taşıyabileceğimiz bir yuva kurarız. Tıpkı benim de annemi içimde taşıdığım gibi.