Bir şeyin varlığını bilmek ayrı, mahiyetini bilmek ayrıdır. Kâinatın içinde çok unsurlar vardır ki aklımızla onların varlıklarını bildiğimiz hâlde, mahiyetlerini bilemeyiz. Mesela ruh, akıl, hayal, yer çekimi kanunu, elektrik, his, şefkat gibi birçok şeyin varlığını bildiğimiz hâlde, mahiyetlerini bilememekteyiz. "Eser, ustasını idrak edemez." kaidesince bizim aklımız da onu yaratan Zat'ın mahiyetini, hakikatini anlayamaz. Çünkü akıl, Hâlık'ın mahlukudur. Her mahluk gibi aklın da bir sınırı var- dır. Sınırlı gücü olan mahluk, Cenâbıhak'ın sınırsız ve kutsi ma- hiyetini idrak edemez, anlayamaz. “Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder." (Enam, 6:103.) Bunun için insan her kıyasında ve tahmininde hata eder, yanlışa sapar