ANNE-BABA VE ÇOCUK
Bu bölümü okuduğumda aslında bir insanla etkileşime geçtiğimizde sadece karşımızdaki bedenen var olan o insanla etkileşimde değil onun, yaşadığı çevre, büyüdüğü ortam, ana-babasının; karakterleri, hayatta ki doygunlukları, bakış açıları ve onların da ebeveynlerinin aynı özellikleri (bu böyle gider) de çocuğun şuan ki haline etkisi olduğunu anlamış oluyorum.
Yani buradan şunu anlıyoruz karşımızdakini sadece bir birey olarak değerlendirmemeliyiz. Kitapta da anlatıldığı üzere bir çocuk büyütürken sadece bir insanı fiziksel olarak yetiştirmiyoruz. Onun zihnine, kişiliğine, korkularına, kendine olan güvenine kadar en hassas özelliklere de bilinçli veyahut bilinçsiz etkilemiş oluyoruz. Çocukken yaşadığımız küçük veya büyük olaylar ileriki yaşantımızda da etkisini -belki de hiç farkedemeyeceğimiz bir halde- gösterecektir.
Aslında kitapta en çok ilgimi çeken anne ve babanın aynı çocuğa hissettiklerinin farlı hatta karşıt olmasıydı. Kendi yetersizlikleri nedeniyle bir takım davranışlar sergilediklerinden çocuklar kendi kişiliklerini bütünleştiremezler.
Kitapta yazar aileleri geleneksel ve çağdaş olarak ikiye ayırmıştır. Bu ailelerin çocuklarının da bir takım farklılıkları vardır. Çocukken oynanan oyunlar çocuğu yetişkin yaşamın etkinliklerine hazırlar.
Çocuğa gerektiği kadar engel, ceza ve gerektiği kadar hoşgörü göstermeliyiz. Aksi takdirde çocukta noksan olan davranışlar görülmesi olası bir durum.
İNSANLARDAN KORKMAK
Çevremizde ki bazı insanlar -belki biz de öyleyizdir-