İskandinav-Avrupa ülkelerinde din’le devlet birbirlerinden ayrı tutulmuş, Mezopotamya ve Arap Yarımadası’nda yöneticiler dinleri, kendi siyasi otoriterlerini güçlendirmek amacıyla kullanmıştır.
Devlet, toplumunu dünya durdukça yaşatmak ve geliştirmekle görevlidir. Yoksa devlet Dinin altında olup, halkını ve vatandaşlarını öteki dünyaya hazırlamak gibi bir görev ve sorumluluğu yoktur. O görev dinlere aittir ve o dini yaşayan insanın vicdanına aittir.
2.Beyazid, Colomb’un teklifini kabul etse de pek bir şey olmayacaktı. Cebelitarık boğazı İspanyol ve Portekiz Armadaları nasıl geçilecekti? Geçilse bile Atlantik Denizinde Fransız, İngiliz ve Hollandalılar ile nasıl mücadele edilecekti? Gemi teknolojisinde geriliğimiz zaten aşikar idi. Osmanlı Amerika kıtasına çıksa bile sömürgecilik veya o bölgeyle bütünleşemezdi. Tarihte Balkanlar, arap coğrafyası, bir çok ülke yönetilmiş yerel halk Osmanlı Türkçe’sinden bihaber idi.
1925 yılında Lozan’da çözümü kısa süre ileriye bırakılan Musul ve Kerkük’ün Türkiye’ye katılması için başlatılan politik ve askeri girişimler üzerine, Türkiye’yi bu bölgeden alıkoymak ve meşgul etmek isteyen İngilizler’in teşvik ve desteği ile şeyh sait isyanın gerçek amacını örtmek amacıyla “halifelik ve şeriatı” bahane edip ayaklanılmıştır. Bu ayaklanma sonucu uluslararası politika ve diplomatik görüşmeler sekteye uğramıştır.