" Bir Avrupalı'ya sevginin tanrısından söz edecek olsan, yüzünü buruşturur ve güler. Senin düşüncenin yalınlığıyla alay eder. Ama pırıl pırıl bir yuvarlak metal ya da koca bir ağır kağıt uzatacak olursan, o an gözleri parıldar ve dudaklarının arasından salyalar akar. Onun sevgisi paradır, tanrısı paradır. "
" Papalagi'nin 'kent' adını verdiği şeydir. Ömründe hiçbir ağaç, tek bir ırmak ve gökyüzünü görmemiş ve de Büyük Ruh'la yüz yüze gelmemiş insanların yaşadığı, ama yine de gurur duydukları yaratıları. ... Beyaz adam, kendilene özgü fikirleri olan bir yaratıktır. Hiçbir anlamı olmayan, onu hasta eden pek çok şeyi yapar; üstelik bununla da yetinmeyip bir de bunları ödüllendirir, maniler düzer. "
"Ne zaman güneşe çıksalar tepelerinde bir de kocaman bir çatı taşırlar. Sanki ayın solgun rengi güneşin renginden daha güzelmiş gibi! Ama, Papalagi (Avrupalı) nedense her şeyi kendisine göre bir hikmete, bir kurala bağlamaya can atar. Kendi burnu köpekbalığının dişi gibi sivri ya, ona göre güzel olan budur. Buna karşılık bizim sonsuza dek yuvarlak kalacak burnumuz ona göre çirkin ve biçimsizdir. "