Buğra Barış KOLÇAK

Buğra Barış KOLÇAK
@bugrabkolcak
" Diyelim ki birinin çok parası var, hem öyle çok ki yüzlerce, binlerce kişi bu parayla işlerini yoluna koyabilir. Ama o bu paradan onlara zırnık koklatmaz. Oturur ağır kağıtlarının üstüne, kollarını da sarar yuvarlak metallere , gözlerinde hırs ve zevk parıltılarıyla bakınır durur. 'Bu kadar çok parayı ne yapacaksın?' diye soracak olsan, 'Bu dünyada giyinmekten, açlığını ve susuzluğunu bastırmaktan başka ne istersin?' desen, söyleyecek söz bulamaz, ya da 'Daha çok para istiyorum, daha çok, daha çok,' der. Böylece sen de, paranın onu hasta ettiğini, bütün duyularını ele geçirdiğini anlarsın. "
Sayfa 40·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gün ne kadar artırabildiğiyle ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebildiğiyle ölçülür. Yiğitliği, soyluluğu ya da zekasının parlaklığıyla değil. "
Sayfa 39·Kitabı okudu
Raskolnikov mutlu bir sonu hak ediyor muydu?
" Konuşmak istediler ama, konuşamadılar. Gözlerinde yaşlar birikmişti. İkisi de solgun, ikisi de zayıftı; ama bu solgun, bu süzülmüş yüzler yepyeni bir geleceğin, yepyeni bir hayata dirilişin şafak ışıklarıyla tutuşuyordu: Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştu. "
Sayfa 685·Kitabı okudu
Vicdandan daha büyük bir ceza varsa; hiç şüphesiz o, vicdansız olmaktır.
"Hiç değilse... hiç değilse pişmanlık duyabilseydi! Öyle bir pişmanlık ki, yüreğini yakıp kavursun , uykularını kaçırsın; öyle bir pişmanlık ki, düşlerini darağaçları, suda boğulmalar doldursun! Ah! Böyle bir pişmanlık nasıl, nasıl sevindirirdi onu! Acı ve gözyaşı hayattır! Ama o işlediği cinayetten dolayı en küçük bir pişmanlık duymuyordu. "
Sayfa 678 - Raskolnikov·Kitabı okudu
" Gururu onulmaz bir yara almıştı, bu yaradı onu yere seren. Ah bir kendini suçlayabilse, nasıl, nasıl mutlu olurdu! O zaman dünyanın bütün utançlarına katlanabilirdi. Ama kendini son derece katı ölçütlerle yargıladığı halde, acımasız vicdanı, herkes için söz konusu olabilecek basit bir ıskalamadan başka, korkunç bir suç bulamadı geçmişinde. "
Sayfa 677·Kitabı okudu