Hareketinden biraz önce arkadaşlarından biri:
- İngilizlerin bindiğiniz gemiyi takip etmek, hatta batırmak ihtimalleri vardır, demişti.
Mustafa Kemal:
- Burada esir gibi yaşamaktansa, Karadeniz’de batmayı tercih ederim ederim, cevabını verdi.
Sonra yanındakilere Dolmabahçe önünde demirli düşman gemilerini göstererek:
- Bunlar işte böyle… Dayandıkları şey yalnız demir, çelik ve silah kuvveti! Bildikleri şey yalnız madde… Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz Anadolu’ya silah ve cephane değil, ideal ve iman götürüyoruz, dedi
Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda, Vahidettin ile adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayanmış olduğu bir masa, masanın üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi‘ne doğru açılan penceresinde gördüğümüz şu: Birbiri hizasında düşman zırhlıları! Oralardaki toplar sanki yıldız sarayına doğrultulmuş.
Padişah söze başladı:
Paşa, Paşa! şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık şu kitaba girmiştir.(Masanın üstündeki kitabı gösterdi, bu bir tarih kitabı idi.) Bunları unutun. Asıl şimdi göreceğiniz hizmet hepsinden büyük olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin.
-Hakkımdaki iltifatlarınıza teşekkür ederim. Elimden gelen hizmeti yapacağıma güveniniz.
- Başarılar. !
Bilirsiniz, fikir hazırlıkları seferberlikte davul zurna ile asker toplamaya benzemez. Fikir hazırlıklarında kendini silerek çalışmak, karşısındakine samimi bir inanç uyandırmak lazımdır.
Mustafa Kemal "Vatan ve Hürriyet" cemiyetine bir hayli kimseyi sokmuştur. Cemiyet üyeleri, Mustafa Kemal’in arkadaşlarından birinin evinde toplanmaktadırlar. İlk ant içme de bu evde yapılmıştır. Mustafa Kemal silah üzerine ant içilmesini teklif etmiş, masa üzerine bir tabanca koyarak:
-Arkadaşlar, bir silah üzerine yemin ediyoruz. Burada birbirimize verdiğimiz söz, inkılap sözüdür. Onun olması için gerektiğinde silah kullanmaktan çekinmeyeceğiz, demişti.