Bu savaş kaybedilse bile, Türk toprağı üstünde tek bir Türk kalıncaya kadar hürriyet savaşına devam etmek azminde olan Mustafa Kemal, muhaliflerin oyununa düşmedi. Başkomutanlığı almakla beraber meclisin bütün yetkilerini de kendi şahsında topladı. O, şimdi bir diktatördü.
Ordumuz büyük kayıplar vermiş, hemen hemen dağılmıştı. Bir bakanlar toplantısında Mustafa Kemal:
- Ne olursa olsun memlekette kalacağız. Mukaddes vatan’ın her tepesi bizim için bir savunma yeri olacaktır. Vatan sınırının en son köşesinde, bayrağımızın altında öleceğiz, demişti.
Mustafa Kemal Sivas’ta iken bir Amerikalı general kendisiyle görüşmeye geldi. Lise binasında buluştular.
General:
- Ne yapmak istiyorsunuz? diye sordu.
- İstediğimiz memleketimizi düşman işgalinden ve istilasından kurtarmak, sonra da bağımsız, medeni bir Türk devleti kurarak insanca yaşamaktır.
- Bu istek hayal, gayretleriniz ise boşunadır. Müttefikiniz olan Almanya, Avusturya, Bulgaristan çökmüş, teslim olmuşlardır; memleketinin bir çok yerleri işgale uğramıştır. Ordunuz dağılmıştır. Silahlarınız alınmıştır. Bu şartlar altında yapmak istediğiniz şeyler ne askerliğe uyar ne de herhangi bir mantığa sığar. İnsanların intihar ettiklerini görüyoruz, ama milletlerin intihar ettikleri olmamıştır.
Mustafa Kemal atıldı:
- Evet generalim, dedikleriniz doğrudur. Böyle bir durumda yapmayı düşündüklerimiz, ne askerlik kaidelerine sığar ne de herhangi bir usule uyar. Fakat bütün bunlara rağmen vatanımızı kurtarıp hür ve medeni bir Türkiye devleti kurarak insan gibi yaşayacağız. Eğer başarılı olmazsak,(masanın üzerine elini koyup avucunu açarak) düşmanların avuçları içinde her gün birer parça can vermektense, tarihimize yaraşır şekilde dövüşerek ölmeyi tercih ederiz.
General:
- Ben her şeyi hesap etmiştim; fakat bunu hesap etmemiştim, diyerek ayağa kalktı; Mustafa Kemal’in elini sıktı ve alnından öpüp ayrıldı.
1. Milli sınırlar içindeki bütün topraklar vatanımızdır. Birbirinden ayrılamaz.
2. Her türlü yabancı müdahalesine karşı millet, birlik olarak kendini ve toprağını savunacaktır.
3. İstanbul hükümeti vatanın bağımsızlığını koruyamaz ve sağlayamazsa bir geçici hükümet kurulacaktır. Bu hükümeti milli kongre seçecektir.
4. Manda ve yabancı devlet himayesi kabul olunamaz.
5. İstanbul’da Millet Meclisi’nin toplanmasına ve İstanbul Hükümeti’nin bu meclis tarafından kontrol ettirilmesine çalışılacaktır.