Türkiye’de, okumuşlar nezdindeki tanrı inancı, mitolojik ve psikolojik seviyede kaldığı, teolojik bir mâhiyet kazanmadığı sürece, makûlâttan kaynaklanan bir haysiyet var-olmayacak; din de ahlâkın değil ahlâksızlığın kaynağı olmaya devam edecektir.
Bilinmelidir ki, hissiyâtta hassâsiyet, haysiyeti olan kişiye özgüdür; başka bir deyişle, duyu ve duyguda duyarlı olmak ancak makûlâttan (düşünce) kaynaklanan bir duruşu, bir bakışı, bir yaklaşımı, bir görüşü ve bir yönü bulunan kişi için mümkündür.
Hakikatsiz hayr, ilimsiz amele benzer. Hayr hakikatin siyasetidir. Bir toplumun hakikati yoksa siyaseti; dolayısıyla bir nazarı yoksa manzarası olamaz.