HESABLAŞMA KAVRAMI ve TEFEKKÜR SAHASI...
(...) Her ne kadar, kavram, (hesablaşma) TDK lûgatında olanca kuvvetiyle ifade edilememiş olsa da -bu da garib ve Türkiye’ye mahsus bir hâl olsa gerektir-, onun dilimizde pek canlı ve bir o kadar da can alıcı bir yere sahib olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu dar ve kısır hâliyle bile, bize, hem kendi hurafe ve kaybedilmiş hikmetlerimizin dâvasını, hem hasımlarımızın bugüne dek fikir hayatımız üzerinde işledikleri cinayetlerin hesabını sorma dâvasını, hem de dünyalar arası muhasebe davasını tedâî edebiliyor. “Hesablaşma” kavramını tefekkür sahasında bir anahtar olarak görüyor, bu anahtarla açacağımız kapının ardında bir “tenevvür-aydınlanma” hazinesi buluyoruz. Ve anlıyoruz ki, dünya çapında bir fikir hesablaşması yaşanmadan, “Anadolu Kültür İnkılâbı” doğmayacak, “Fikir Çağı-İBDA Çağı”nı milletçe ıskalamış olacağız!
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1996), -ANADOLU KÜLTÜR İNKILÂBI SÜRECİNDE TEORİK DİL, TEORİK DÜŞÜNCE ve TENKİD ŞUURU-
Akademya Yazıları
Bununla beraber Türkler arasında istikbali çok ciddi düşünenler de var. Bunlara göre bugüne kadar Türkiye’yi ve Türkleri harap eden Osmanlılık fikridir. Rum, Ermeni, Bulgar, Yahudi, Arap, Laz, Kürt gibi yetmiş türlü milletler topluluğuna Türkler Osmanlı milleti adı vermişler ve bu milletin menfaatini korumak için sadece Türk kavmi hiç durmaksızın savaşarak canını ve malını telef etmiş. Diğerleri rahatça ticaret ve sanatla uğraşmışlardır. Kendilerine mahsus millî idealleri takip etmişler. Bu ideallerini fiiliyâta çıkarmaya çalışmışlar, Ermeniler Ermeni için, Rumlar Rum için, Araplar Arap için çalışmışlar. Sadece Türkler, Türk milleti, Türk halkı, Türk menfaati demeye korkmuşlar. Bugün diğerlerinin çoğu millî ideallerine sarılmışlar. Geriye kalan Ermeniler, Araplar ve hatta Kürtler de diğerlerini takip ediyorlar. Sadece Türkler yetim kaldı. Onlar Osmanlılık fikri iflas etti, Türklük idealleri ise yoktu. Bu yüzden Türkiye’nin istikbalinden kaygılanan bazı mütefekkirler, kurtuluşu sadece bir noktada görüyorlar. O da Türklük fikri, Türklük idealidir. Bunlar “Osmanlılık öldü. Türklüğü diriltmeli”, yani Türklerin istikbali “Ba’sü ba’delmevt”tedir diyorlar. Bu fikirleri anlatmak için slogan olarak “Türkiye’nin istikbali Türkleştirmektedir” diyorlar… Lâkin hâlâ bu fikre muhalif olanlar çoktur. Bunların bir kısmı din adamları ve hocalar, diğer kısmı Arap, Arnavut, Kürt gibi Türklerin dışındaki milletler ve diğer bir kısmı da Türklerin kendileridir”.
Reklam
Yapma be oğlum Nihad...
Kim ne derse desin, bedbinlik ister geçen asırdan kalma adî bir moda, ilk gençliğe mahsus bir sinir buhranı, inkırazı, nesillerin mefkûresizliği olsun: isterse vakti geçmiş bir felsefe akîdesi, oldukça zırva bir telâkki, bir safsata... Nihad, kelimenin en haşin mânâsıyla bedbin. Ona göre yaşamak, büyük bir fenalık şirketine ortak olmaktır ve fazilet, kuyruklu bir yalandır. Homer’den bugüne kadar, kim bunun tersini düşünebildi? Kuvvetin bir diğer ismi cinayet ve zekânın bir diğer ismi dolandırıcılıktır. Nihad, yaşamanın sırlarını anlamak için, her yeni hakikati yutmaya hazırlanmış aç bir tecessüsle, bugüne kadar, hayatta ve kitaplarda, şu basit mânânın anahtarını aradı ve buldu: yeryüzü, rezillerindir! Ve Darvin’in bulduğu hakikat yabana atılamaz, hiçbir gün bayatlayamaz, bu ezelî boğuşmada hak, kuvvetliyedir. Kuvvet nedir? Ötekini ezmek için her vasıta...
Alıntı
LİBERALLER ve AYYÜZLÜ ALDATMACALAR...
(...) Fâtır Sûresinin öğrettiği kritik bir şey var: **Şeytan beşeri Allah ile de aldatabilir. Ne demek bu? el-Cevap: ("Allahu'l-a'lem!" kaydıyla dinle ey kâri.) En katıksız
Tefekkürât
Sevgili Kendim; 𖹭
Önce, hayatta kalmayı seçeceğim. Önce beni sevmeyi öğreneceğim. Önce benim, kim, ne olduğuma dair yargılarımdan vazgeçeceğim. İsteklerimi önce benimle gerçekleştireceğim ki başkasının ruhuna musallat olmayayım. Önce benim en iyi halimi ortaya çıkaracağım. Önce kendi omzumdan öpeceğim. Kendi alanımı sahipleneceğim. Hatasıyla günahıyla kendi "bugüne mahsus" varlığımı kabul edeceğim. Kendi hayatımı kutlayacak, kendi huzurumu kutsayacağım. Önce ben ayakta kalacağım ki başkasının sırtına devrilmeyeyim. Önce ben ayakta kalacağım ki başkaları benim üstüme basıp geçmesin.
Lozan: İslam'ı Bitirme Projesi
Kâzım Karabekir Paşa'nın, Şer'iyye Vekili ve Konya Mebusu Hoca [Mehmed] Vehbi Efendi gibi bazı zatlardan, Cumhuriyet ilan edilmeden kısa bir süre önce işittiğini söylediği bu sözler,
3. Basım: Temmuz 2014, Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Din
Reklam
Reklam