Yobaz ve Kemalist
9/10
·265 syf.··
2025 42. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2025 01:56
Tarih okunması zevkli ve heyecanlı bir sahadır. Elbette ki elinize geçen eserin kendisi güzel, konusu ve içeriği de güzelse tadından yenmez. Eğer tarihe buğulu camlı gözlüklerle bakmak yerine temiz gözlüklerle bakmak isterseniz, "piyasası kitabı" dediğimiz ve hiçbir değeri ve kıymeti olmayan, size hiçbir şey katmayan kitaplar yerine sizi bir üst seviyeye çıkartacak ve geliştirecek kitaplar okumalısınız. Okuyacağınız kitap size bugüne kadar söylenmiş her şeyin yalan olduğunu söyleyemez ama Türkiye’ye mahsus bir gerçek var: Resmi tarihin, resmi tarihçi ya da ulusalcı diye tabir ettiğimiz kişilerin itirafları ile sabittir ki, resmi tarih yalandan ibarettir. İşte bu kitap, hakkında o kadar övgü düzülen kişilerden birkaç kişi hakkında bilinmeyen ve saklanmak ve gerekirse lafını dahi etmemek üzere ortadan kaldırmak istedikleri gerçekleri ortaya çıkartan ve bunu da kaynak vererek yapan çok güzel bir kitaptır. Eminim okuyunca şaşıracak ve bu murdar insanların bu ülkeye nasıl büyük bir bela ve musibet olarak başına geçtiklerini anlayacaksınız. Kendinize Kemalist olmadığınız için bir kere daha şükredeceksiniz. Okuyun, okutun. Sadık Albayrak – Çağdaş Devrim Yobazları Kitap, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar devrimci hareketleri ve bu hareketlerin ideolojik savunucularını ele alıyor. Albayrak, devrimcilerin zamanla dogmatik ve eleştiriye kapalı hale gelmesini ve bunun toplumsal sonuçlarını gözler önüne seriyor. “Yobazlık” kavramını sadece dini çevrelerle sınırlamadan, her fikir hareketinde olabileceğini vurguluyor. Kitap, kaynaklı ve eleştirel yaklaşımıyla, resmi tarih anlatılarına şüpheyle bakmayı teşvik ediyor. Olumlu yön: Eleştirel bakış açısı kazandırıyor, tarihsel fanatizmi gözler önüne seriyor. Eleştiri: Bazı okurlar, üslubunun sert ve
Çağdaş Devrim YobazlarıSadık Albayrak · Timaş Yayınları · 199522 okunma
vahdettini aklıyorum gözlerim kapalı.. lol.
Puan vermedi·112 syf.··
2024 346. kitabı
okumuş olduğum bu kitabın girişinde kitabın yazarı kitapta yer alan konular temelli başından geçenleri şu şekilde açıklar; 'elinizdeki kitapçık gerçekte, 1989 yılı başında bir makale olarak kaleme alınmıştı. Mustafa Kemal aleyhindeki bazı iddiaları yanıtlayan içeriğinden ötürü çalışmanın, Atatürk dil, tarih ve kültür yüksek kurumuna bağlı, Atatürk araştırma merkezi başkanlığının, üç ayda bir düzenli olarak çıkarmakta olduğu dergisinde (Atatürk araştırma merkezi dergisi) yayımlanabileceğini düşünen yazar, yanıldığını anlamakta gecikmedi. adı geçen merkeze, birkaç kez iadeli taahhütlü olarak postalamış olmamıza rağmen, telefonla aradığımızda ısrarla, makalenin ellerine geçmemiş olduğunu söylüyordu. bunun üzerine, hocam prof. dr. ergün aybars tarafından elden götürüldüğünden olsa gerek, teslim alınmak zorunda kalınan makalenin, dergide neden yer bulamadığını, bir yıl sonra tesadüfen karşılaştığım merkezin gerçekte tarihçi olmayan sayın müdürü, "biz bunları her gün söylüyoruz" diyerek açıklayıvermişti.' bu olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra yazar bir sohbet esnasında bu olaydan bahseder ve durumdan haberi olan ayraç yayınları yazarın çalışmasını kitaplaştırıp yayınlar.. bu kitabın basılış hikayesi yazarın anlattığına göre bu şekilde gerçekleşmiştir. peki (yazarın dediğine göre) Atatürk araştırma merkezinin zamanında dergisinde yayınlamadığı bu çalışmanın konusu nedir? çalışmada nelerden bahsedilmektedir? bunlar; -anadoluda filizlenip yeşeren, büyüyen ulusal direniş hareketinin liderliğinin Mustafa Kemal'den alınıp aslı olmayan düşünce ve eylemlerle vahdettine verilmek istenmesi yönünde yapılanlar. -kadir sonofpopcornun Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahidler ve Osmanoğulları'nın Dramı adlı
Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal ve VahdettinEngin Berber · Ayraç Yayınları · 19986 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·294 syf.·
Beğendi
·
2024 19. kitabı
Cadı - Hüseyin Rahmi Gürpınar Hüseyin Rahmi Gürpınar her zaman okumak istediğim bir yazardı bugüne kısmet oldu diyelim. Aslında ilk Gulyabani kitabını okumak istiyordum, bir Özgür Uçurtma önerisi ve Tarih obası etkinliği ile Cadı ile başlangıç yapmış oldum Gürpınar'a. Neden 10/10 luk bir puanlama yaptığımı belirtmek isterim. Yazarımızın vermek istediğini tam anlamıyla eserinde yansıtmış olduğunu düşünüyorum. Gürpınar'ı okuma listeme almak istememin nedeni eserlerinde toplumsal eleştiler ve sosyolojik tahliller vermiş olmasıdır. Bunun dışında okuduğum bu eserinde karakterler ağzından topluma "bir şeyler" öğretme vazifesini de üstlenmiş olduğunu görmekteyim. "Sanat toplum içindir" düsturunu benimsemiş olmalı. Yakın zamanda okumuş olduğum Türk Kültüründe Gulyabani İncelemeler / İllüstrasyonlar kitabında da tahlil edilen yazarımızın diğer kitaplarını sıraya almış bulunmaktayım. #229210905 #229601990 Gürpınar, (1864-1944) İstanbul' yaşaamış ve eserlerinde İstanbul mahallerini, sokaklarını bolca anlatan bir yazardır. Keza Cadı eserinde de (1912) yalıları, mezarlığı ve semtin sokaklarının tahlilini açıkça yapmıştır. Eğitimini yoğun birşekilde alırken Mekteb-i Mülkiye de hastalanınca öğrenimini yarıda bırakıp çalışmaya hayatına başlamıştır. Yazma hevesininden kurtulamayan Gürpınar, ilk romanını Ahmet Mithat Efendinin yayınladığı gazete Tercüman-ı Hakikat'e gönderir. Ahmet Mithat tarafından yazarlığı beğenilen ve desteklenen biri olarak eserlerini vermeye devam eder. Aç parantez :) Roger Ackroyd Cinayeti kitabını okurken yaptığım polisiye kitap araştırmasında Ahmet Mithat Efendi Esrar-ı Cinayet ile polisiye-suç kurgusunda ilk eser veren kişi olduğunu öğrenmiştim. #222982676 Benim okuduğum basım TDK tarafından e kitaplara yüklenmiş ve eski türkçe olan
Edebiyat & Roman
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türk Dil Kurumu · 20215,5bin okunma
Puan vermedi
Brutus ve beraberindekiler Roma'nın özgürlüğü için Kralı (Caesar) suikast plânları, tartışmacı anlatımla, zekice dile getirilen diyaloglar, sonlarda meydana gelen savaş, eserin başlıca konusunu oluşturur. Brutus'un tek düşüncesi özgürlük. Bu uğurda Kralın en sevdiği kişi bile olsa yapacağı şey belli: Suikast. (Kral öldükten sonra) Brutus, Kralın yapmış olduğu haksızlıklar, halkı sefil durumuna düşürmesini vatandaşlara anlatır ve halk Brutus'un cesaretini, düşüncelerini tebrik eder, ona inanırlar. Kralın yardımcısı olan Antounis, Brutus'un söylediklerinin zıddını söyler. "Kral sizlere servet bırakıyor, fakirlere ikram ediyor, fakat Brutus erdemli ve güçlü bir kişidir." Bu şekilde Halka serzenişte ve teşvikte bulunan Antonius'un cümlelerinde üstü kapalı, dolaylı anlatım, zekice verilmiş yanıtlar vardır ve halk bu sefer inancını Antonius'tan yana kullanır. Yani Mutlak iyi veya kötü yok kitapta. Halkın her iki kişiye de inanması, yani özgür olup olmadıklarının bilincinde olamayışları dikkatimi çeken noktaydı; dolayısıyla Caesar'dan yana olmadım dersem yanılmış olurum:) Fakat düşündüğünüz zaman bugün bile özgürlüğün ne demek olduğunu bilemeyen insanlar var. Günde 2 dolara tok karnına çalışan siyahi insan özgür olduğunu düşünüyor mudur? Belki de buraya parmak basılmış olabilir. Farkındalık hayatın her safhasında önemlidir. Kitapta müthiş bir üslup havası olduğunu sezebiliyorsunuz. Kitabın yazılış tarihi 1600'lü yıllar, aradaki 400 küsür sene kitabın bugünlere ulaşmasını engelleyemiyor. Büyük ruhlara mahsus; ruhtaki o dalgalanmaların mahsulü olsa gerek. Yüzyıllar önce yazılmış eser bugüne ulaşıp okuyana haz veriyor, şaşılası değil; Meselâ Fuzûlî Divan'ını 5 asır önce yazdı ama şiirlerinde kelimelerle dans var, şakır şakır, okurken keyifleniyorsunuz. Bu tür yazarlar yüzyıllar
Tarih
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2022 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2022 13:46
"Ne yapıyorsun diye sordu karım?" Hiç, şuraya bakıyorum  burnumun içine şu burun deliğine. Üstüne  basınca acıyor sanki Burnun hangi tarafa doğru yamuk olduğuna baktığını sanmıştım. Yamuk mu ? Benim burnumu Kitabın ilk sayfası,  bu diyaloglarla başlıyor aslında bir okadar saçma bi  diyalog, gibi görünse de . İnsanın varoluşu ve kimliği üzerine eğriliyor. Kendisinden başlayarak tüm yaşamını acımasızca sorgular ve kendini yeniden bulmak için kendini parçalara bölmeyi öğrenir Kişiliğimi oluşturan tüm parçalarım gibi burnumunda çok güzel olmasa bile en azından fena sayılmadığını düşünmüştüm. Bu yüzden biçimsiz bir bedenle doğmuş olma talihsizliğinden uzak olan herkes gibi şu düşünceyi kabullenmek ve arkasında durmak benim için de kolay olmuştu: yani dış görünüşleriyle böbürlenmenin budalalara mahsus oluşu. Bu kusurun ani ve beklenmedik keşfi hiç hak etmediğim bir ceza verilmiş gibi öfkelendirdi beni. sağa doğru yamuk olan burnum gibi daha başka... "Başka ne?" Başka! Başka! Kaşlarım gözlerimin üzerinde iki uzatma işareti "AA" gibi görünüyormuş, kulaklarım ise biri diğerinden daha çıkıntılı ve kötü yapıştırılmış gibi ve daha başka bir sürü kusur... "Dahası da mı var?" Dikkatli bir incelemeden sonra tüm bu kusurları kabullenmek zorunda kalmıştım. O ufak tefek kusurları hiç önemsemedim üstelik de onların kusurlu olduklarını fark etmem için evlenmeyi beklemem gerekiyormuş. "Şaşırmadım doğrusu! Kadınları bilmez misiniz? Kocalarının kusurlarını keşfetmek için yaratılmıştırlar." Her adımda duruyordum; önce uzakta duruyordum sonra gitgide yaklaştıkça karşıma çıkan her çakıl taşının etrafında dolanıyordum ve bana göre aşılması güç bir dağ gibi devasa boyutlara ulaşmış hatta kesinlikle içinde yaşayabileceğim bir dünya olan o çakıl taşlarına başkalarının aldırış etmeden önüme
İnsan ve Duygular
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · Aylak Adam Yayınları · 20185,7bin okunma
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2022 01:47
Dünya tarihi nedir? Sezai Karakoç bunun neresinde durur? Hemen cevap vermek gerekirse yazarın İnsanlığın Dirilişi adlı kitabının ayrıntılı bir dünya tarihi olmasa da başka bazı kitaplarıyla beraber okunarak çözümlenebilecek, işlenebilir bir dünya tarihi perspektifi sunduğu kanaatindeyim. Tarihte İslâm tarihçilerinin inancı merkeze alarak yazdığı dünya tarihlerine karşılık günümüzde siyasî tarih ve iktisat perspektifleri merkeze alınarak yazılan dünya tarihleri yaygın görünüyor. Oysa bugünkü şartlarda Müslüman dünya, bir dünya tarihi yazmaya hazır bir görüntü vermiyor. Çünkü dünya tarihi yazabilmek bir millet için gerçek bir hükümranlık göstergesidir. Ancak Sezai Karakoç’un bu eseri bu noktada çok değerli ve işlenebilir bir örnek oluşturuyor. 1974 yılında yayınlanan Nezihe Araz editörlüğündeki üç ciltlik Dünya Tarihi’nin (1974-1976 yılları aynı zamanda İnsanlığın Dirilişi kitabını oluşturan yazıların yayınlandığı yıllar olarak dikkat çeker) Sunuş yazısına bakıldığında Batılı tarihçilerin dünya tarihi yazarken bazı hususları görmezden geldiği ve insanlığın tüm geçmişini hem ayrı ayrı hem de bir bütün içinde göz önüne seren bir dünya tarihi perspektifine ihtiyaç olduğu görülüyor. İşte bu noktada Müslüman dünyanın bu konuya ilgi göstermesi özel bir önem arz ediyor. Sezai Karakoç’un kitabına baktığımızda bir tarihçiden çok bir düşünürle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Dolayısıyla bu küçük esere bir dünya tarihi gözüyle bakılamasa bile, tamamen dünya tarihi perspektifinden uzak olduğu da düşünülemez. Ancak o, dünya tarihi yerine daha çok insanlık tarihi terimini kullanmayı tercih etmiştir. Yitik Cennet adlı kitabının sonunda bu eserine atıf yaparak her ikisinin de mukayeseli olarak okunmasını zımnen tavsiye ettiği fark ediliyor. İnsanlığın Dirilişi’nde hakikate dışından
Tarih
İnsanlığın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20238,1bin okunma