Şahin

Şahin
@Sahin_1_3
Tarihe meftun bir adem
Müptedi bir tarih muhibbi
Darülfünun (دار الفنون)
Vadi-i Tarih
Muhit-i Tarih
184 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
@Sahin_1_3·
·
sabitlendi
Türkiye'ye Demokrasiyi Atatürk Mü Getirdi???
Ahmet Hamdi Başar, 1930'lu yılların Türkiye'sini anlattığı hatıratında, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir suali üzerine laiklik hakkındaki fikirlerini açıklarken orada bulunanlardan birinin kendisine şu şekilde itiraz ettiğini söyler: "Hamdi Bey, adeta yeni bir din, yahut İslâmlık'ta reform yapalım demek istiyor. İnkılâbımızın maksadı tamamen bunun haricindedir. İslâmlık devrini yapmış, fayda ve zararlarını ortaya koyarak eskimiş, ömrünü bitirmiş bir şeydir. O müesseseyi ne korumaya, ne de yeniden aşı yaparak gençleştirmeye niyetimiz yoktur. Zaten böyle bir teşebbüs, kurumuş bir ağaca hayat vermeye çalışmak gibi beyhudedir. Hamdi Bey'in yaptığı bütün bu teviller, dini yeni kalıplar altında yaşatmak olur; buna yeni Türk devletinin yardım etmesini istemek olur. Bunun nereye çıkacağını hepimiz biliriz." Bu kat'î ve şiddetli beyanat, hemen hemen bütün fikirlerin hulâsası gibiydi.174 174 Ahmet Hamdi Başar, Atatürk'le Üç Ay ve 1930'dan Sonra Türkiye, sh. 49, İstanbul, 1945. Başar'ın, bu tepkinin o devrin hâkim kanaati olduğuna işaret etmesi vakıaya mutabıktır. Nitekim Falih Rıfkı Atay, 1930 Ağustosu'nda açıkça şöyle yazabiliyordu: "Türkiye'de demokrasi hoca ve mürteci saltanatı demektir." (Falih Rıfkı Atay, Eski Saat (1917-1933), sh. 433, İstanbul, 1933'ten Mete Tunçay, a.g.e., sh. 425)
Sayfa 117 - 3. Basım: Temmuz 2014, Kapı Yayınları·Kitabı okudu
Atatürk
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kaynağın var mı, kardeşim?
Tarihçi için kaynaklar tehlikeli birer kuyudur. Çünkü içine hapsolmak gibi bir tehlikeyi içerirler. Kaynağın/kuyunun dibine inip oradan çıkamamak gibi bir riski her zaman beraberinde getirirler. Bu tehlikelerden sakınmak mümkündür, ama nasıl? Elbette kaynak kritiği denilen yöntem sayesinde ... Kaynaklar, bize yol gösterebileceği, ipucu sağlayabileceği gibi, eğer onlara gereken eleştirel gözle bakmayı ihmal edersek bizi yanlış tarafa da yönlendirebilirler. Kaynağın bilgisini bir diğeri ile karşılaştırmak, kaynağın bilgisini kendisi ile karşılaştırmak, bilginin iç tutarlılığını gözetmek, onu mevcut bilgi ve literatürün yanı sıra arşivle/belgelerle, günlük gazeteler ya da dergilerle ve başkaca kaynaklarla karşılaştırmak, bu bilgiyi mantık süzgecinden geçirmek, işte bütün bunlar, kaynak kritiği dediğimiz bitip tükenmek bilmeyen bir sürecin parçalarıdır.
Tarih

Şahin

, bir kitabı okumaya başladı
Cemil Koçak
8.8/10 · 15 okunma
Sevmek ne kelime...
Doğruldu. Gülümseyerek aynaya baktı. Kendinden hoşnuttu. “İNSANLARI SEVİYOR MUSUN ACABA SEN?” dedi karşısındakine.
Sayfa 164·Kitabı okuyor
1000Kitap
HERKES OKUSUN, okuyanlar MEMUR OLSUN, memurlar YÜKSEK MAAŞ ALSIN
Abla bizim oğlan okuyamaz mı yani? — Neden bu kadar okumasını istiyorsun oğlunun Allah aşkına! — Eee adam olur abla, bir yere memur olur; bizim gibi sürünmez böyle. Bunlara kalırsa bütün Türkiye'yi memur yapıp çıkacaklar diye bir gülme geçirdi içinden, viskisinden bir yudum aldı. — Bakarsın okur, Allah yazdıysa inşallah, belli olmaz bakarsın okur memur da olur amir de. Hadi şimdi git, bir şey gerekirse ben seni çağırırım gene. — Başüstüne abla, emret.
Sayfa 164·Kitabı okuyor
1000Kitap