Ahmet Hamdi Başar, 1930'lu yılların Türkiye'sini anlattığı hatıratında, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir suali üzerine laiklik hakkındaki fikirlerini açıklarken orada bulunanlardan birinin kendisine şu şekilde itiraz ettiğini söyler:
"Hamdi Bey, adeta yeni bir din, yahut İslâmlık'ta reform yapalım demek istiyor. İnkılâbımızın maksadı tamamen bunun haricindedir. İslâmlık devrini yapmış, fayda ve zararlarını ortaya koyarak eskimiş, ömrünü bitirmiş bir şeydir. O müesseseyi ne korumaya, ne de yeniden aşı yaparak gençleştirmeye niyetimiz yoktur. Zaten böyle bir teşebbüs, kurumuş bir ağaca hayat vermeye çalışmak gibi beyhudedir. Hamdi Bey'in yaptığı bütün bu teviller, dini yeni kalıplar altında yaşatmak olur; buna yeni Türk devletinin yardım etmesini istemek olur. Bunun nereye çıkacağını hepimiz biliriz." Bu kat'î ve şiddetli beyanat, hemen hemen bütün fikirlerin hulâsası gibiydi.174
174 Ahmet Hamdi Başar, Atatürk'le Üç Ay ve 1930'dan Sonra Türkiye, sh. 49, İstanbul, 1945. Başar'ın, bu tepkinin o devrin hâkim kanaati olduğuna işaret etmesi vakıaya mutabıktır. Nitekim Falih Rıfkı Atay, 1930 Ağustosu'nda açıkça şöyle yazabiliyordu: "Türkiye'de demokrasi hoca ve mürteci saltanatı demektir." (Falih Rıfkı Atay, Eski Saat (1917-1933), sh. 433, İstanbul, 1933'ten Mete Tunçay, a.g.e., sh. 425)