Şahin

Şahin
@Sahin_1_3
Tarihe meftun bir adem
Kaynağın var mı, kardeşim?
Tarihçi için kaynaklar tehlikeli birer kuyudur. Çünkü içine hapsolmak gibi bir tehlikeyi içerirler. Kaynağın/kuyunun dibine inip oradan çıkamamak gibi bir riski her zaman beraberinde getirirler. Bu tehlikelerden sakınmak mümkündür, ama nasıl? Elbette kaynak kritiği denilen yöntem sayesinde ... Kaynaklar, bize yol gösterebileceği, ipucu sağlayabileceği gibi, eğer onlara gereken eleştirel gözle bakmayı ihmal edersek bizi yanlış tarafa da yönlendirebilirler. Kaynağın bilgisini bir diğeri ile karşılaştırmak, kaynağın bilgisini kendisi ile karşılaştırmak, bilginin iç tutarlılığını gözetmek, onu mevcut bilgi ve literatürün yanı sıra arşivle/belgelerle, günlük gazeteler ya da dergilerle ve başkaca kaynaklarla karşılaştırmak, bu bilgiyi mantık süzgecinden geçirmek, işte bütün bunlar, kaynak kritiği dediğimiz bitip tükenmek bilmeyen bir sürecin parçalarıdır.
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sevmek ne kelime...
Doğruldu. Gülümseyerek aynaya baktı. Kendinden hoşnuttu. “İNSANLARI SEVİYOR MUSUN ACABA SEN?” dedi karşısındakine.
Sayfa 164·Kitabı okuyor
1000Kitap
HERKES OKUSUN, okuyanlar MEMUR OLSUN, memurlar YÜKSEK MAAŞ ALSIN
Abla bizim oğlan okuyamaz mı yani? — Neden bu kadar okumasını istiyorsun oğlunun Allah aşkına! — Eee adam olur abla, bir yere memur olur; bizim gibi sürünmez böyle. Bunlara kalırsa bütün Türkiye'yi memur yapıp çıkacaklar diye bir gülme geçirdi içinden, viskisinden bir yudum aldı. — Bakarsın okur, Allah yazdıysa inşallah, belli olmaz bakarsın okur memur da olur amir de. Hadi şimdi git, bir şey gerekirse ben seni çağırırım gene. — Başüstüne abla, emret.
Sayfa 164·Kitabı okuyor
1000Kitap
Tramvalar
Fedai elinde tepsiyle giriyordu, onunla birlikte aşağı salonun gürültüsü de doldu odaya. “Şuraya koy,” dedi kadın, adam yaklaştıkça odaya ağır bir koku yayıldı. Bayan Nermin “Of ne kokuyor böyle?” diye bakındı. Karşısına dikilmiş duran adamın taranmış, yağlanmış, yana yatırılmış, vıcık vıcık parlayan saçlarını gördü. Fedai’nin ufacık kara gözleri simli bluzun üzerinde dolaşıyor, oradan pantolona atlıyor, pantolonun simlerini pıtır pıtır yiyen bir güveyi andırıyordu. Bayan Nermin’in içinden, yıllar önce götürüldüğü handaki polisin karşısında tutulduğu o duygu; ya saldırıverirse diye bir korku sıyrıldı geçti; gözetliyor muydu yoksa onu. Kaşlarını çatarak “Söyle aşağıya da yarın sabah altıda beni uyandırsınlar,” dedi. — Başüstüne abla, neden bu kadar erken? — Öyle işte, başka bir yolculuk çıktı şimdi. — Tamam mı? — Tamam abla...
Sayfa 163·Kitabı okuyor
1000Kitap
İNSANLARI SEVMEK ZORUNDAYIM BEN
Sayfa 16·Kitabı okuyor
1000Kitap