Şahin

Şahin
@Sahin_1_3
Tarihe meftun bir adem
Sultan Abdülhamid düşmanından müthiş itiraf * Rıza Tevfik Bölükbaşı *** Sultan Abdülhamid düşmanı bir şairin, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra yazdığı şiir… SULTAN ABDÜLHAMİD HAN’IN RUHANİYETİNDEN İSTİMDAT (Şiirin tamamı) Nerdesin şevketli Sultan Hamid Han?! Feryadım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lahza uyan, Şu nankör milletin bak günahına. Tahrike yeltenen tac ve tahtını Denedi bu millet kara bahtını Sınadı sillenin nerm ü sahtını Rahmet et sultanım sûz-ı âhına Tarihler ismini andığı zaman Sana hak verecek ey koca Sultan! Bizdik utanmadan iftira atan Asrın en siyâsi padişahına. Padişah hem zalim hem deli dedik, Îhtilale kıyam etmeli dedik, Şeytan ne dediyse biz belî dedik, Çalıştık fitnenin intibahına!…
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Meclis Nasıl Açılmıştı? Çocuk Bayramı Nasıl Kutlanmaya Başlandı?
Meşrutiyet'in ilanıyla açılan ve İngilizlerin baskısı üzerine 11 Nisan 1920'de resmen kapatılan Osmanlı Meclisi Mebusları'nın, Heyet-i Temsiliye'nin 19 Mart 1920 tarihli tamimi uyarınca Ankara'da toplanması kararlaştırıldı. Heyet-i Temsiliye adına (Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Erzurum, BMM'de Ankara Mebusu) M. Kemal imzasıyla yayınlanan 21 Nisan 1920 tarihli tamimde şu işlemlerin yapılması istendi: Bütün mebuslar Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde Cuma namazı kılsınlar, Kur'an hatimleri ve salavat-ı şeriflerle feyz alsınlar. Namazdan sonra sakal-ı şerif ve Kutsal Sancak taşınarak Meclis binasına gidilsin; Meclise varılmadan dualar eşliğinde kurbanlar kesilsin. CUMA HUTBESİNDE YÜCE PADİŞAHIMIZ EFENDİMİZİN YÜCE İSMİ (MEHMED VAHÎDEDDÎN HAN BİN ABDÜLMECİD) ZİKREDİLSİN, BAŞTA PADİŞAHIMIZ, ONUN ÜLKESİ VE VATANDAŞLARININ BİR AN ÖNCE KURTULUŞA VE SAADETE ERMELERİ İÇİN DUA EDİLSİN. Namaz öncesi minarelerden salavatlar okunsun, her yerde Mevlid-i Şerif'ler okutulsun, hatimler indirilsin, Buhârî-i Şerîf'ler okunsun. Namazın ardından yüce hilafet ve saltanat makamları ile vatanın her parçasının kurtarılması için yapılan millî faaliyetlerin, milletin her ferdi ve onların temsilcilerinin üzerlerine düşeni yapmalarının önemi, kutsallığı ve herkesin buna mecbur olduğu konularında vaazlar verilsin. ARDINDAN HALİFE VE PADİŞAHIMIZIN, DİN VE DEVLETİMİZİN, VATAN VE MİLLETİMİZİN KURTULUŞU, İSTİKLALİ VE MUTLULUĞU İÇİN DUA EDİLSİN. 23 Nisan 1920 Cuma günü ise tamimde emredildiği gibi hareket edildi. Cuma namazı, M. Kemal Bey ve arkadaşlarının katılımıyla Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde kılındı. Namazdan sonra meclis binasına gidildi ve dualarla, zikirlerle, kurbanlarla meclis açıldı. Osmanlı Devleti'nin son döneminde, özellikle Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı yetim ve
1000Kitap
İlim Kendini Bilmektedir
مَنْ عَرَفَ نَفْسَهُ فَقَدْ عَرَفَ رَبَّهُ Men arafe nefsehû fekad arafe rabbehû "Nefsini bilen, Rabbini bilir." Nâdanı terk etmedin yârânı arzularsın, Hayvânı sen geçmedin insânı arzularsın. “Men arefe nefsehû fakad arefe Rabbehû” Nefsini sen bilmedin Subhânı arzularsın. Sen bu evin kapusın henüz bulup açmadın, İçindeki kenz-i bî-pâyânı arzularsın. Taşra üfürmek ile yalunlanır mı ocak, Yönün Hakk’a dönmedin ihsânı arzularsın. Dağlar gibi kuşatmış benlik günâhı seni, Günâhın bilmeden gufrânı arzularsın. Cevizin yeşil kabını yemekle dad bulunmaz, Zâhir ile ey fakîh Kur’ânı arzularsın. Şarâbı sen içmedin sarhoş u mest olmadın, Nice Hakk emrine fermânı arzularsın. Gurbetliğe düşmedin mihnete sataşmadın, Kebab olup pişmedin büryânı arzularsın. Yabandasın evin yok bir yanmış ocağın yok. Issız dağın başında mihmânı arzularsın.
Duygu ve Düşünce
Yok Edilmek İstenen Tarih
Yok Edilen Tarihimiz #301181195 İbrahim Hakkı Konyalı Yavuz Sultan Selim'in Çamurlu Kaftanını Güvercin Pislikleri İçinden Çıkarttığı Sırada
1000Kitap
Vizontele - Eleştirel Bir Okuma
Herkesin en az bir kere izlediği ya da televizyonda denk geldiği bir film olduğu için, konusundan çok birkaç eleştiriye odaklanmak istiyorum. İlk sorun kurguda. Sahneler üst üste binmiş, bazı yerlerde nefes alanı bırakılmamış. Bir sahnenin etkisi geçmeden, seyirci o sahneye gülmek için fırsat bulamadan diğerine atlanıyor. Bu da hem anlam kaybına hem de eğlencenin sönmesine yol açıyor. Geçişler iyi yapılmamış; biri bitmeden diğeri başlıyor. Bilmiyorum, katılan olur mu ama Yılmaz Erdoğan'ın Cem Yılmaz ile radyo parası sahnesi bana hiç iyi gelmedi. Daha doğrusu Yılmaz Erdoğan o sahnede çok yapmacık oynamış. Bunun yanında, hafızalara kazınan unutulmaz şakaların varlığı filmin seviyesini artırıyor. Daha önce izlemiştim ama bugün Paradiso Sineması'ndan sonra tekrar izleyince –belki de böyle bir kült filmin ardından izlemekten dolayı– bizim filmlerimiz biraz durgun ve amatörce geliyor. İkisi de aşağı yukarı aynı konuyu işliyor ama aradaki kalite farkı epey açık. Filmde Yeşilçam esintilerini hemen fark ediyoruz: hoca tiplemesi. Doğuda büyümüş birinin, Yeşilçam sinemasının tiplemesini olduğu gibi alıp filmine koyması bana intihalden çok, gerçeklikle bağlantısı kopuk bir anlatımın göstergesi olarak duruyor. Bizdeki Batı–Doğu çatışmasını sadece bu tiple anlatmak sorunlu. Hoca, mistik duygular, inançlar… Bunun yanında “modern” denilen ve Ankara’dan gelen heyetteki kadının da afişlik durumu var. Adamın ona sarkıntılık etmesi… Film, herkesi ya da her şeyi salt doğru ya da yanlış, ak ya da kara okumadığını gösteriyor aslında. Televizyonun kötü olduğunu hocaya söyletmesi, ardından “melun” ve “başımıza iş açacak” dediği şeyin adeta kendini gerçekleştiren kehanete dönüşmesi… İlk çalıştığı gün, en sevdikleri oğullarının haberini Vizontele’de görmeleri yıkıcı oluyor. Bu, televizyonun sonunu
Sinema