bukett

Yaşadığım dünyanın yumuşak, sevimli ve besleyici olması katlanabileceğimden çok fazlası demekti, bu yüzden oracıkta durup ağlamaya başladım; çünkü bir şeyi daha sevmek istemiyordum, kalbimi ayaklarımın önüne atıp milyonlarca küçük parçaya ayırabilecek bir şeyi daha istemiyordum hayatımda. Ama ben istesem de istemesem de orada, önümde duruyordu ve buna yapabileceğim bir şey yoktu; gerçek bir acı, gerçek bir pişmanlık için, gerçekten taş kalpli olmak için fazla genç olduğumu ben bile görebiliyordum.
Sayfa 20
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sen daha önce hiç bahar görmedin, değil mi?" diye sordu. Yanıtımı beklemesine gerek yoktu, çünkü zaten biliyordu. "Bahar" sözcüğünü, sanki yakın bir arkadaşıymış gibi, uzun zaman önce uzaklara çekip gitme cesaretini göstermiş ve çok yakında kavuşacağı için heyecanlandığı biriymiş gibi telaffuz ediyordu.
Sayfa 16
Bir kıyı geçmişimdi: Öyle bildik ve öngörülebilirdi ki o zamanki mutsuzluğum bile, şimdi düşününce beni mutlu ediyordu; diğer kıyı ise geleceğimdi: gri bir boşluk, yağmurun yağdığı ve tek bir teknenin dahi görülmediği puslu bir deniz manzarası.
Sayfa 8
Yol boyunca bana meşhur bir bina, önemli bir sokak, bir park, inşası bittiğinde görülmeye değer olacağı düşünülen bir köprü gösterildi. Hayallerimde tüm bu yerler benim için birer mutluluk kapılarıydı; tüm bu yerler boğulmakta olan küçük ruhuma birer filikaydı, çünkü kendimi tüm bu yerlere girip çıkarken hayal ederdim ve sırf bunu yapmak -tekrar tekrar girip çıkmak- bile beni adını koyamadığım kötü bir histen çekip çıkarırdı. Biraz hüzün gibiydi ama ondan daha ağır bir histi, tek bildiğim buydu.
Sayfa 7
Örneğin, öldüğümüzde ruhumuzun, bizi tanıyanların hafızasında bıraktığımız anılara göre değişen bir süre boyunca havada asılı kaldığına inanıyordu. Onun gözünde, kötü bir anı ruha ıstırap verir, iyi bir anı ise ruhu neşelendirirdi. Herkes ölen kişiyi unuttuğunda ya da onu tanıyan herkes öldüğünde ruh yok oluyordu.
Sayfa 155