"Raflardaki kitaplardan avuç avuç harf akıyordu sanki yere. O an, yere saçılan o harflerin peşine takılıp belirsiz bir cümlenin içinde sonsuza kadar kaybolmak istedim."
"Çünkü eğer rüyaları saymazsak, uyku tıpkı ölüm gibiydi; her şeyi silen, yaşadıklarımızı bir süreliğine de olsa sindirmemize yarayan bir unutma hali. Bazı uykular unutmanın diğer adıydı."
"Gerçek hayattansa kitaplardaki dünyada yaşamak bana güzel geliyordu. Kitaplar yalnızlar içindi çünkü. Dışarıdaki gerçek hayat onları avutamadığı için okuyordu insanlar."
"Dostluklarımız, sosyal medyada paylaşılan gönderilerin altına bırakılan tekdüze kalp işaretlerine indirgenmişti. Bu çağın merakı ve inceliği bundan ibaretti artık. Dünya çoktandır tuhaf, eksik, mesafeli bir yere dönüşmüştü.