Hiçbir şeyi protesto etmiyorduk, karşı çıkmıyorduk. ''Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!'' diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap edemiyorduk.
Gözümde tüten ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.